Arama Sonuçları..

Toplam 33 kayıt bulundu.
Biotecnica - Biyoteknoloji, Yaşam Bilimleri ve Endüstrileri Fuarı

Biotecnica - Biyoteknoloji, Yaşam Bilimleri ve Endüstrileri Fuarı

Biyoteknoloji; hücre ve doku biyolojisi kültürü, moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, fizyoloji ve biyokimya gibi doğa bilimlerinin yanı sıra makina mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği ve bilgisayar/yazılım mühendisliği gibi mühendislik dallarından yararlanarak, DNA teknolojisiyle bitki, insan ve hayvan biyolojisi ve mikroorganizmaları geliştirmek, doğal olarak var olmayan veya ihtiyacımız kadar üretilemeyen yeni ve az bulunan maddeleri (ürünleri) elde etmek için kullanılan teknolojilerin tümüdür. Biyoteknolojinin farklı sektörlere ve endüstrilere yönelen bilgi birikimi, teknikleri ve ürün teknolojisi tümüyle BIOTECNICA'nın kapsamına giriyor. Bilimsel araştırmalardan laboratuvar ortamlarına, ölçümleme, görüntüleme ve analiz teknolojilerinden endüstriyel proseslere kadar Yaşam Bilimlerinin tüm alanlarında ürün ve hizmet sunan kuruluşlar BIOTECNICA salonlarında bu son derece spesifik alanın uzmanları ve kullanıcıları ile buluşuyorlar.17-19 Nisan 2019ICEC - Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı - İstanbulWeb: www.expobiotecnica.com

https://www.bioexpo.com.tr/biyoteknoloji-yasam-bilimleri-ve-endustrileri-fuari

Koşullar ve Katılım

Katılım Bedelleri: > 49 m2'ye kadar:  520 TL/m2 + kdv > 50-99 m2 arası:  480 TL/m2 + kdv > 100 m2 ve üstü:  440 TL/m2 + kdv > Açık sergi alanı:  300 TL/m2 + kdv Stand Yapım Bedelleri: > BASIC Stand (mobilyasız)           20 Euro/ m2 +kdv Alüminyum konstrüksiyonlu, beyaz panelli modüler stand kurulumu, firma isimlik panosu, standart aydınlatma spotları, zemin halısı, 2kW elektrik tesisat prizi.      > BASIC Stand ( mobilyalı)            40 Euro/ m2 +kdv Alüminyum konstrüksiyonlu, beyaz panelli modüler stand kurulumu, firma isimlik panosu, standart aydınlatma spotları, zemin halısı, 1 yuvarlak masa, 4 sandalye, 1 dolap, 1 bilgi bankosu, çöp kovası, 2kW elektrik tesisat prizi.    > PLUS Stand                                 70 Euro/ m2 +kdv Alüminyum Maxima Sistem konstrüksiyonlu, beyaz panelli modüler stand kurulumu, firma isimlik panosu, tül uygulamalı tavan konstrüksiyonu, standart aydınlatma spotları, zemin halısı, 1x1 m2 (isteğe göre büyütülebilir) kilitli-2 raflı ve portmanto üniteli depo odası, 1 yuvarlak masa, 4 sandalye, 1 dolap, 1 bilgi bankosu, 1 broşürlük, çöp kovası, 2kW elektrik tesisat prizi.      > LUXURY Stand (min. 24 m2)     110 Euro/ m2 +kdv Alüminyum Maxima Sistem üzeri beyaz suntalam ahşap giydirme konstrüksiyonlu modüler stand kurulumu, yükseltilmiş ahşap döşeme, firma isimlik panosu, tül uygulamalı tavan konstrüksiyonu, standart aydınlatma spotları, 1x1 m2 (isteğe göre büyütülebilir) kilitli-2 raflı ve portmanto üniteli depo odası, 2 yuvarlak masa, 8 sandalye, 1 dolap, 1 bilgi bankosu, 1 broşürlük, çöp kovası, 2kW elektrik tesisat prizi.

https://www.bioexpo.com.tr/kosullar-ve-katilim-1

Koşullar ve Katılım

Yer ve tarih: 18-20 Nisan 2019 Lütfi Kırdar Fuar ve Kongre Merkezi - İstanbul Ziyaret saatleri: 10.00-18.00 Düzenleyen kuruluş: Akdeniz Tanıtım A.Ş. Katılım Bedelleri: Stand tipleri katılım bedeli 31/07/2018'e kadar 31/10/2018'e kadar Sergi Alanı 250 Euro/m2+kdv 210 Euro/m2+kdv 230 Euro/m2+kdv BASIC standlı alan 300 Euro/m2+kdv 260 Euro/m2+kdv 280 Euro/m2+kdv PLUS standlı alan 325 Euro/m2+kdv 285 Euro/m2+kdv 305 Euro/m2+kdv ELITE standlı alan 350 Euro/m2+kdv 310 Euro/m2+kdv 330 Euro/m2+kdv LUXURY standlı alan 375 Euro/m2+kdv 335 Euro/m2+kdv 355 Euro/m2+kdv Standlı Katılım Fuarda kuruluşunuzun ürün ve hizmetleri ile temsil edilmesi için beş farklı katılım biçimi öneriyoruz: Sergi alanı (konstrüksiyonsuz boş alan), Basic stand, Plus stand, Elite stand, Luxury stand. > Modüler Stand Tipleri: BASIC, PLUS, ELITE, LUXURY >>> Katılım için başvurular: Akdeniz Tanıtım A.Ş. Metin Kasaboğlu Cad. No: 63/4, 07100 ANTALYA Tel:   (+90 242) 316 46 00         Faks: (+90 242) 316 46 01 Atatürk Mah. Ataşehir Bulvarı, 42/A Ada, Gardenya 7/1 Blok K:12 D:78 Ataşehir -  İSTANBUL Tel:   (+90 216) 455 75 88         Faks: (+90 216) 456 96 83 info@maintenanceistanbul.com

https://www.bioexpo.com.tr/kosullar-ve-katilim-2

Koşullar ve Katılım

Yer ve tarih:17-19 Nisan 2019 Lütfi Kırdar Fuar ve Kongre Merkezi - İstanbul Ziyaret saatleri: 10.00-18.00 Düzenleyen kuruluş: Akdeniz Tanıtım A.Ş. Katılım Bedelleri: Stand tipleri katılım bedeli 31/07/2018'e kadar 31/10/2018'e kadar Sergi Alanı 250 Euro/m2+kdv 210 Euro/m2+kdv 230 Euro/m2+kdv BASIC standlı alan 300 Euro/m2+kdv 260 Euro/m2+kdv 280 Euro/m2+kdv PLUS standlı alan 325 Euro/m2+kdv 285 Euro/m2+kdv 305 Euro/m2+kdv ELITE standlı alan 350 Euro/m2+kdv 310 Euro/m2+kdv 330 Euro/m2+kdv LUXURY standlı alan 375 Euro/m2+kdv 335 Euro/m2+kdv 355 Euro/m2+kdv Standlı Katılım Fuarda kuruluşunuzun ürün ve hizmetleri ile temsil edilmesi için beş farklı katılım biçimi öneriyoruz: Sergi alanı (konstrüksiyonsuz boş alan), Basic stand, Plus stand, Elite stand, Luxury stand. > Modüler Stand Tipleri: BASIC, PLUS, ELITE, LUXURY >>> Katılım için başvurular: Akdeniz Tanıtım A.Ş. Metin Kasaboğlu Cad. No: 63/4, 07100 ANTALYA Tel:   (+90 242) 316 46 00         Faks: (+90 242) 316 46 01 Atatürk Mah. Ataşehir Bulvarı, 42/A Ada, Gardenya 7/1 Blok K:12 D:78 Ataşehir -  İSTANBUL Tel:   (+90 216) 455 75 88         Faks: (+90 216) 456 96 83 info@expocleanroom.com

https://www.bioexpo.com.tr/kosullar-ve-katilim-3

Koşullar ve Katılım

Yer ve tarih:17-19 Nisan 2019 Lütfi Kırdar Fuar ve Kongre Merkezi - İstanbul Ziyaret saatleri: 10.00-18.00 Düzenleyen kuruluş: Akdeniz Tanıtım A.Ş. Katılım Bedelleri: Stand tipleri katılım bedeli 31/07/2018'e kadar 31/10/2018'e kadar Sergi Alanı 250 Euro/m2+kdv 210 Euro/m2+kdv 230 Euro/m2+kdv BASIC standlı alan 300 Euro/m2+kdv 260 Euro/m2+kdv 280 Euro/m2+kdv PLUS standlı alan 325 Euro/m2+kdv 285 Euro/m2+kdv 305 Euro/m2+kdv ELITE standlı alan 350 Euro/m2+kdv 310 Euro/m2+kdv 330 Euro/m2+kdv LUXURY standlı alan 375 Euro/m2+kdv 335 Euro/m2+kdv 355 Euro/m2+kdv Standlı Katılım Fuarda kuruluşunuzun ürün ve hizmetleri ile temsil edilmesi için beş farklı katılım biçimi öneriyoruz: Sergi alanı (konstrüksiyonsuz boş alan), Basic stand, Plus stand, Elite stand, Luxury stand. > Modüler Stand Tipleri: BASIC, PLUS, ELITE, LUXURY >>> Katılım için başvurular: Akdeniz Tanıtım A.Ş. Metin Kasaboğlu Cad. No: 63/4, 07100 ANTALYA Tel:   (+90 242) 316 46 00         Faks: (+90 242) 316 46 01 Atatürk Mah. Ataşehir Bulvarı, 42/A Ada, Gardenya 7/1 Blok K:12 D:78 Ataşehir -  İSTANBUL Tel:   (+90 216) 455 75 88         Faks: (+90 216) 456 96 83 info@expobiotecnica.com

https://www.bioexpo.com.tr/kosullar-ve-katilim-4

Koşullar ve Katılım

Yer ve tarih:17-19 Nisan 2019 Lütfi Kırdar Fuar ve Kongre Merkezi - İstanbul Ziyaret saatleri: 10.00-18.00 Düzenleyen kuruluş: Akdeniz Tanıtım A.Ş. Katılım Bedelleri: Stand tipleri katılım bedeli 31/07/2018'e kadar 31/10/2018'e kadar Sergi Alanı 250 Euro/m2+kdv 210 Euro/m2+kdv 230 Euro/m2+kdv BASIC standlı alan 300 Euro/m2+kdv 260 Euro/m2+kdv 280 Euro/m2+kdv PLUS standlı alan 325 Euro/m2+kdv 285 Euro/m2+kdv 305 Euro/m2+kdv ELITE standlı alan 350 Euro/m2+kdv 310 Euro/m2+kdv 330 Euro/m2+kdv LUXURY standlı alan 375 Euro/m2+kdv 335 Euro/m2+kdv 355 Euro/m2+kdv Standlı Katılım Fuarda kuruluşunuzun ürün ve hizmetleri ile temsil edilmesi için beş farklı katılım biçimi öneriyoruz: Sergi alanı (konstrüksiyonsuz boş alan), Basic stand, Plus stand, Elite stand, Luxury stand. > Modüler Stand Tipleri: BASIC, PLUS, ELITE, LUXURY >>> Katılım için başvurular: Akdeniz Tanıtım A.Ş. Metin Kasaboğlu Cad. No: 63/4, 07100 ANTALYA Tel:   (+90 242) 316 46 00         Faks: (+90 242) 316 46 01 Atatürk Mah. Ataşehir Bulvarı, 42/A Ada, Gardenya 7/1 Blok K:12 D:78 Ataşehir -  İSTANBUL Tel:   (+90 216) 455 75 88         Faks: (+90 216) 456 96 83 info@expoanalytech.com

https://www.bioexpo.com.tr/kosullar-ve-katilim-5

Analytech - Analiz ve Laboratuvar Teknolojileri Fuarı

Analytech - Analiz ve Laboratuvar Teknolojileri Fuarı

İlaç ve sağlık endüstrisinden kimya ve üretim endüstrilerine... Analiz teknolojileri kapsamındaki uygulamalara donanım ve hizmet üreten bütün uzmanlar, konunun Türkiye’deki "teknoloji ve ihtisas fuarında" biraraya geliyorlar. Son derece geniş bir sektörel alana yayılan LAB endüstrisi, temel araştırma-geliştirme faaliyetlerinden, ileri teknolojiyle üretilmiş son ürünlere kadar, en gelişmiş know-how ve uygulamaları ile sektör uzmanlarının karşısında buluşuyorlar. Uzmanlar, Analitik ve Laboratuvar alanında eğitimden endüstriye, sağlıktan enerjiye, ürün geliştirmeden üretim proseslerine, Ar-Ge'den kalite kontrole, birbirinden farklı sektörel alanlar için geliştirdiği teknoloji ve bilgi birikimini fuarda çeşitli sergileme, etkinlik ve sunumlar ile aktarıyorlar.17-19 Nisan 2019ICEC - Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı - İstanbulWeb: www.expoanalytech.com

https://www.bioexpo.com.tr/analiz-ve-laboratuvar-teknolojileri-fuari

14/04/2017 - TEMİZODA, BİYOTEKNOLOJİ, ANALİZ VE LABORATUVAR FUARLARI 20-22 NİSAN 2017 TARİHLERİNDE İSTANBUL LÜTFİ KIRDAR KONGRE VE SERGİ SARAYI'NDA AÇILIYOR..

20-22 Nisan 2017 tarihlerinde Temizoda Teknolojileri, Biyoteknoloji ve Yaşam Bilimleri, Analiz ve Laboratuvar Endüstrisi sektörleri, CBA High Technology Show, Bilim ve Teknoloji Buluşması platformunda biraraya getiriyor. 220 firma ve markanın yer alacağı fuarda çok zengin içerikli 42 oturumlu konferans ve sunumlar 3 gün boyunca profesyonel ziyaretçilerce izlenebilecek.   Sağlık sektörü, ilaç endüstrisi, laboratuvarlar, Ar-Ge laboratuvarları, Üniversiteler, Hastaneler, sivil ve askeri elektronik sanayi, gıda ve tarım endüstrisi ve daha bir çok ilgili sektör temsilcileri, akademisyenler ve profesyonellerce ilgi ile izlenecek olan fuar ve konferans etkinlikleri, sektörlerdeki en son teknolojik gelişmeleri gündeme taşıyacak.   TEMİZODA TEKNOLOJİLERİ FUARI, Tesis yöneticileri ile tesislerin “çok özel” alanlarına teknoloji ve hizmet üreten “Cleanroom” uzmanları, konunun Türkiye’deki tek fuarında biraraya geliyorlar. Projelendirmeden yatırıma; üretimden kontrol ve yönetime varan tüm süreçte tesis yöneticileri ile Temizoda profesyonellerinin taleplerini ve Temizoda endüstrisinin ürün ve hizmet teknolojilerini buluşturacak ve bu alanda önemli bir network işlevi görecek sektör etkinliği, bu alanda Türkiye’nin tek uzmanlık platformunda buluşacak.   BİYOTEKNOLOJİ, YAŞAM BİLİMLERİ VE ENDÜSTRİLERİ FUARI, Yaşam Bilimlerinin farklı endüstrilerdeki uygulamalarına teknoloji ve hizmet üreten “Biyoteknoloji” uzmanları, konunun Türkiye’deki tek fuarında biraraya geliyorlar. Son derece geniş bir sektörel alana yayılan biyoteknoloji endüstrisi, temel araştırma-geliştirme faaliyetlerinden, ileri teknolojiyle üretilmiş son ürünlere kadar, en gelişmiş know-how ve uygulamaları ile sektör uzmanlarının karşısında olacaklar.   ANALİZ VE LABORATUVAR TEKNOLOJİLERİ FUARI, İlaç ve sağlık endüstrisinden kimya ve üretim endüstrilerine, analiz teknolojileri kapsamındaki uygulamalara donanım ve hizmet üreten bütün uzmanlar, konunun Türkiye’deki teknoloji ve ihtisas fuarında biraraya geliyorlar. Son derece geniş bir sektörel alana yayılan LAB endüstrisi, temel araştırma-geliştirme faaliyetlerinden, ileri teknolojiyle üretilmiş son ürünlere kadar, en gelişmiş know-how ve uygulamaları ile sektör uzmanlarının karşısında olacaklar. Uzmanlar, Analitik ve Laboratuvar alanında eğitimden endüstriye, sağlıktan enerjiye, ürün geliştirmeden üretim proseslerine, Ar-Ge'den kalite kontrole, birbirinden farklı sektörel alanlar için geliştirdiği teknoloji ve bilgi birikimini fuarda çeşitli sergileme, etkinlik ve sunumlar ile aktaracaklar.   “OpenLab Uygulamalı Laboratuvar Atölyesi” Analiz ve Laboratuvar Fuarı'nda izlenebilecek. CBA Bilim ve Teknoloji Buluşması'nın en önemli etkinliklerinden birisi de OpenLab Canlı Laboratuvar uygulaması olacak. Fuar ziyaretçileri ve davetli kitle ile interaktif iletişim, söyleşi ve laboratuvar uygulamalarının ve anlatımının yapılmasına yönelik olarak planlanan OpenLab ile Türkiye’de ilk defa bir Fuar ortamında moleküler biyoloji alanında canlı lab uygulaması hayata geçirilecek. Bilimsel Koordinasyonu Boğaziçi Üniversitesi Biyoloji ve Genetik Bölümü tarafından yapılmakta olan OpenLab ülkemizde bu alanda yapılan ilk canlı laboratuvar atölyesi olacak.   Ayrıntılı Bilgi ve İletişim için : Akdeniz Tanıtım A.Ş. Tel : 0242.316 46 00 www.akdeniztanitim.com     TEMİZODA, BİYOTEKNOLOJİ, ANALİZ VE LABORATUVAR FUARLARI ETKİNLİKLER LİSTESİ   20/04/2017, Perşembe / ASPENDOS SALONU 11:00 – 11:40                               AR-GE Çalışmalarınızın Çözüm Ortağı Karadeniz Teknik Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi                            Düzenleyen : KTÜ TTO Sunum : Dr. Onur Tolga OKAN 12:00 – 12:40                               Laboratuvar Dizaynı ve Güncel Trendler                            Düzenleyen : SEM BİO Sunum : Tolga BERK 13:00 – 13:40                               Sürdürülebilir Laboratuvar Tasarımı ve Laboratuvar Güvenliği                            Düzenleyen : ALPTEK Sunum : Özgür Alp ALMAZ 14:00 – 14:40                               Sterilizasyon, Sterilizasyon Döngüleri ve Testleri                            Düzenleyen : ANT TEKNİK – TUTTNAUER Sunum: Elran MELUL, B.Sc. Mechanical Engineering, MBA                            Yoel LOTAN, Customer Service and Support Manager 15:00 – 15:40                               Tartıma Etki Eden Faktörler                            Düzenleyen : METTLER TOLEDO Sunum : Doğukan EREL 16:00 – 16:40                               Temiz Oda Kıyafeti ve Yıkama Takip Programı                            Düzenleyen : APEX Sunum : Özlem KILIÇ 17:00 – 17:40                               Doğru Tartım Yönetmelikleri ve Uygulamaları                            Düzenleyen : SARTONET Sunum : Mustafa YETİM   20/04/2017, Perşembe / AKDENİZ SALONU 11:00 – 11:40                               PIC/S Üyeliği Eşiğindeki Türkiye ve Dünya’da Filtrasyon Prosesinin Validasyonu                            Düzenleyen : SARTONET Sunum: A. Kaan KORKMAZ 12:00 – 12:40                               Geleceğin Kontaminasyon Kontrol Yaklaşımı Süreç verimliliğini Nasıl Arttırabiliriz?                            Düzenleyen : ECOLAB Sunum : Burcu ŞEKER 13:00 – 13:20                               Tek Kullanımlık Temizoda Malzemleri (Ne – Nerede – Ne zaman)                            Düzenleyen : TEMİZODA MARKETİ Sunum : Stephan MAY, Campilo Gmbh 13:20 – 13:40                               Temizodalarda Temizlik “Temizlik Detayda Gizlidir!                            Düzenleyen : TEMİZODA MARKETİ Sunum : Jürgen LEDERER                            PANEL / İLAÇ ENDÜSTRİSİNDE STANDART VE REGÜLASYON UYGULAMALARI 14:00 – 14:10                               Moderatör: Dilek SUNAR – Temizoda Teknolojileri Derneği 14:10 – 14:40                               Bir Kalite Entegrasyon Yolculuğu: 2012-2015 Sunum: Martine NOLAN - AMGEN 14:40 – 15:00                               Kahve Molası 15:00 – 15:30                               Regulasyon Beklentileri ve Gerçekler Sunum: Dan MILHOLLAND - NEBB 15:30 – 15:40                               Soru-Cevap                            Düzenleyen : TEMİZODA TEKNOLOJİLERİ DERNEĞİ 16:00 – 16:40                               Temizoda Çevresel İzleme Sistemi, Regulasyon Uyumluluğu ve Riskin Azaltılması                            Düzenleyen: LIGHTHOUSE Sunum : Jason KELLY 17:00 – 17:40                               Temiz ve Kontrollü Odalarda Fark Basınç Kontrolü                            Düzenleyen : EMS MÜHENDİSLİK – HONEYWELL Sunum : Damla ZÜLFİKAR   21/04/2017, Cuma / ASPENDOS SALONU 11:00 – 11:40                               Mikrobiyolojik Güvenlik Kabinleri & Özel Tasarım İleri Terapi İzolatörü                            Düzenleyen : ALPTEK Sunum : Seren YÜKSEL 12:00 – 12:40                               Hava Filtrelerinin Sınıflandırımasında Yeni Standart; ISO16890                            Düzenleyen : MİKROPOR Sunum : Tunga ELTETİK, Cem COŞGÜNER, Bertan FALAY 13:00 – 13:40 ISPE ve Enerji Tasarruflu Temiz Oda Tasarımı                            Düzenleyen : ISPE Sunum : Nejat BABÜR 14:00 – 15:40                               Çalıştay - Düşük Kalıntılı Kontaminasyon Kontrol Yaklaşımı ve Üretim Alanına Özel Dezenfektan Seçimi                            Düzenleyen : ECOLAB Sunum : Burcu ŞEKER, Darren WEBSTER, Ece ERBEYEN 16:00 – 16:40                               Biyoteknolojik İlaçların Üretilmesinde Yüksek Basınçlı Homojenizatörlerin Yeri ve Önemi                            Düzenleyen : ANAMED Sunum : Erkan MANKAN 17:00 – 17:20                               Bruker MALDI Biotyper : Yeni Nesil Mikroorganizma Tanı Sisteminin Gıda, Klinik ve Araştırma Amaçlı Kullanımı                            Düzenleyen : TERRA AŞ Sunum: Dr. Çağdaş TAŞOĞLU 17:20 – 17:40                               CEM Liberty : Mikrodalga Enerjisi ile Geliştirilmiş Peptit Sentezi                            Düzenleyen : TERRA AŞ Sunum: Ebru MANAV AKYAR   21/04/2017, Cuma / AKDENİZ SALONU                            PANEL / ELEKTRONİK VE YARI İLETKEN ENDÜSTRİLERİNDE TEMİZODA UYGULAMALARI 11:00 – 11:10                               Moderatör : Metin KENTER - Temizoda Teknolojileri Derneği Genel Sekreteri 11:10 – 11:40                               Temizoda Teknolojileri; Geleceğin Teknoloji ve İnovasyonunda Kilit Rol Sunum: Eric STUIVER BSc 11:40 – 12:00                               Kahve Molası 12:00 – 12:30                               Nanofabrikasyon Araştırma Merkezi Altyapısı İncelemesi Sunum: Burak BİRKAN - Sabancı Üniversitesi SUNUM 12:30 – 12:40                               Soru-Cevap                            Düzenleyen : TEMİZODA TEKNOLOJİLERİ DERNEĞİ 13:00 – 13:20                               İlaç İmalatındaki Tartım, Hazırlama ve Numune Alma İşlemlerinde Hava Akış Düzenleri ve Personel Koruması                            Düzenleyen : İNŞEL Sunum: Dr. Erkin BİLGESÜ 13:20 – 13:40                               Tartım ve Numune Alma Kabinlerinde Ürün ve Personel Koruması                            Düzenleyen : İNŞEL Sunum : Rainer HUNDCIKER 14:00 – 14:40                               Araştırmadan Üretime Bioreaktör Sistemleri                            Düzenleyen : ANT TEKNİK - APPLIKON BIOTECHNOLOGY Sunum: Menno WOLFF 15:00 – 15:40                               Tahribatsız Flakon Kapama Sağlamlılık Testi                            Düzenleyen : LIGHTHOUSE INSTRUMENTS Sunum: Richard MILLET, Vice President, European Sales 16:00 – 16:40                               Protein Saflaştırma Tekniklerinin Birleştirilmesi ve Mab Platformları Üzerinde Kullanımı                            Düzenleyen : ELİPS-GE Sunum : Alper URAS 17:00 – 17:40 Bayi Buluşması Düzenleyen : ART LABORTEKNİK   22/04/2017, Cumartesi / ASPENDOS SALONU 11:00 – 11:40 Tehlikeli Kimyasalların Doğru Depolanması ve Atık Yönetimi                           Düzenleyen : ORLAB Sunum: Nevin KOÇAKER 12:00 – 12:40                               Agilent Intuvo 9000 GC                            Düzenleyen : SEM LAB Sunum: Kartal ÇETİNTÜRK 13:00 – 13:40                               Laboratuvar Risklerini Kontrol Altında Tutmak                            Düzenleyen : LABSİAD Sunum : Nevin KOÇAKER 14.00 – 14.40                               Türkiye'nin Milli Yazılıma Sahip İlk Biyo-Görüntüleme Sistemi                            Düzenleyen : GEN PLAZA Sunum         : Yrd. Doç. Dr. M. Kamil TURAN 15:00 – 15:40 HEPA Filtrelemenin Akıllı Yolu, Metisafe den Yüksek Performanslı Fan Filtre Üniteleri                            Düzenleyen : METİSAFE Sunum : H. Hüseyin AYAR                            22/04/2017, Cumartesi / AKDENİZ SALONU                            PANEL / TÜRKİYE BİYOTEKNOLOJİ EKOSİSTEMİ: MEVCUT DURUM VE GELECEĞE BAKIŞ                            OTURUM 1 – Türkiye’nin Biyoteknoloji Aktörleri                            Moderatör : Prof Dr. Cengizhan ÖZTÜRK - Boğaziçi Üniversitesi – İNOVİTA – İSEK 11:00 – 11:20                               Türkiye'deki Biyoteknoloji Destekleri ve Kamu Stratejileri                            Sunum : Selin ARSLANHAN MEMİŞ, TEPAV Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı 11:20 – 11:40 Üniversitelerde Biyoteknolojik Alanda ArGe Çalışmaları                            Sunum : Prof.Dr. Ahmet ÇABUK, Biyoteknoloji Derneği 11:40 – 12:00                               Türkiye’de Biyoteknoloji Alanında Ekonomik Potansiyeli                            Sunum : Dr. Ercan VARLIBAŞ, VSY Biyoteknoloji 12:00 – 12:30                               Soru-Cevap                            OTURUM 2 – Türkiye’nin Biyoteknoloji Girişimcileri                            Moderatör: Prof.Dr. Rana SANYAL, Boğaziçi Üniversitesi LifeSci & RS Research 13:00 – 13:20                               Türkiye’de Yaşam Bilimleri ve Donanım Startup'ı Olmak: Engeller ve Fırsatlar                            Sunum : Prof. Dr. Fazilet VARDAR SUKAN, Ege Üniversitesi EBİLTEM-TTO                            Semih ERDEN, Ege Üniversitesi EBİLTEM-TTO, Anıl BAYBURA, YL Öğrencisi Ege Üniversitesi EBİLTEM-TTO 13:20 – 13:40                               Örnek Girişim İncelemesi                            Sunum : Deniz ALKANAT, Onko Koçsel 13:40 – 14:00                               Soru-Cevap 14:00 – 14:30                               Kahve İkramı                            OTURUM 3 – Türkiye’nin Biyoteknoloji Eğitimi                            Moderatör: Prof.Dr. Nesrin ÖZÖREN, Boğaziçi Üniversitesi LifeSci & MBG 14:30 – 14:45                               Gen Hareketi – 21. Yüzyılın Tsunami Dalgası                            Sunum : Halil AKSU, Gelecekhane 14:45 – 15:30                               Üniversitelerin İlgili Programılarının Kısa Tanıtımları                            (Davetli Üniversiteler: Acıbadem Üniversitesi, Gebze Teknik Üniversitesi, Bezmialem Üniversitesi, Boğaziçi     Üniversitesi)                 Düzenleyen : İSEK & İNOVİTA

https://www.bioexpo.com.tr/14042016-temizoda-biyoteknoloji-analiz-ve-laboratuvar-fuarlari-20-22-nisan-2017-tarihlerinde-istanbul-lutfi-kirdar-kongre-ve-sergi-sarayinda-aciliyor-

Koşullar ve Katılım

Katılım Bedelleri:  > 49 m2'ye kadar:  480 TL/m2 + kdv> 50-99 m2 arası:  450 TL/m2 + kdv> 100 m2 ve üstü:  420 TL/m2 + kdv> Açık sergi alanı:  300 TL/m2 + kdv     Stand Yapım Bedelleri: > BASIC Stand (mobilyasız)           20 Euro/ m2 +kdv Alüminyum konstrüksiyonlu, beyaz panelli modüler stand kurulumu, firma isimlik panosu, standart aydınlatma spotları, zemin halısı, 2kW elektrik tesisat prizi.      > BASIC Stand ( mobilyalı)            40 Euro/ m2 +kdvAlüminyum konstrüksiyonlu, beyaz panelli modüler stand kurulumu, firma isimlik panosu, standart aydınlatma spotları, zemin halısı, 1 yuvarlak masa, 4 sandalye, 1 dolap, 1 bilgi bankosu, çöp kovası, 2kW elektrik tesisat prizi.   > PLUS Stand                                 70 Euro/ m2 +kdvAlüminyum Maxima Sistem konstrüksiyonlu, beyaz panelli modüler stand kurulumu, firma isimlik panosu, tül uygulamalı tavan konstrüksiyonu, standart aydınlatma spotları, zemin halısı, 1x1 m2 (isteğe göre büyütülebilir) kilitli-2 raflı ve portmanto üniteli depo odası, 1 yuvarlak masa, 4 sandalye, 1 dolap, 1 bilgi bankosu, 1 broşürlük, çöp kovası, 2kW elektrik tesisat prizi.      > LUXURY Stand (min. 24 m2)     110 Euro/ m2 +kdvAlüminyum Maxima Sistem üzeri beyaz suntalam ahşap giydirme konstrüksiyonlu modüler stand kurulumu, yükseltilmiş ahşap döşeme, firma isimlik panosu, tül uygulamalı tavan konstrüksiyonu, standart aydınlatma spotları, 1x1 m2 (isteğe göre büyütülebilir) kilitli-2 raflı ve portmanto üniteli depo odası, 2 yuvarlak masa, 8 sandalye, 1 dolap, 1 bilgi bankosu, 1 broşürlük, çöp kovası, 2kW elektrik tesisat prizi.

https://www.bioexpo.com.tr/kosullar-ve-katilim-6

PharmaNEXT - İlaç Endüstrisi, Teknolojileri ve Bileşenleri Fuarı

PharmaNEXT - İlaç Endüstrisi, Teknolojileri ve Bileşenleri Fuarı

İleri teknolojiler, gelişmeler, uygulamalar ve know-how... İlaç endüstrisinde etken madde ve bileşenlerden bitmiş ürün ve formülasyonlarına, endüstriyel ekipman ve teknolojiden üretim prosesleri ve hizmetlerine... İlaç endüstrisi kapsamındaki uygulamalara teknoloji, donanım ve hizmet üreten bütün uzmanlar, konunun Türkiye’deki yenilikçi ihtisas fuarı ve konferansında biraraya geliyorlar. Klinik araştırma sürecinden bitmiş ürünlerin pazarlanmasına geniş bir spektruma yayılan ilaç endüstrisi, temel araştırma-geliştirme faaliyetlerinden, ileri teknolojiyle üretilmiş son ürünlere kadar, en gelişmiş know-how ve uygulamaları ile sektör uzmanlarının karşısında olacaklar. Uzmanlar ve kurumlar, gelişmiş teknoloji ve bilgi birikimlerini fuarda çeşitli sergileme, etkinlik ve sunumlar ile aktaracaklar.17-19 Nisan 2019ICEC - Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı - İstanbulWeb: www.expopharmanext.com

https://www.bioexpo.com.tr/pharmanext-ilac-endustrisi-teknolojileri-ve-bilesenleri-fuari

Koşullar ve Katılım

Yer ve tarih:17-19 Nisan 2019 Lütfi Kırdar Fuar ve Kongre Merkezi - İstanbul Ziyaret saatleri: 10.00-18.00 Düzenleyen kuruluş: Akdeniz Tanıtım A.Ş. Katılım Bedelleri: Stand tipleri katılım bedeli 31/07/2018'e kadar 31/10/2018'e kadar Sergi Alanı 250 Euro/m2+kdv 210 Euro/m2+kdv 230 Euro/m2+kdv BASIC standlı alan 300 Euro/m2+kdv 260 Euro/m2+kdv 280 Euro/m2+kdv PLUS standlı alan 325 Euro/m2+kdv 285 Euro/m2+kdv 305 Euro/m2+kdv ELITE standlı alan 350 Euro/m2+kdv 310 Euro/m2+kdv 330 Euro/m2+kdv LUXURY standlı alan 375 Euro/m2+kdv 335 Euro/m2+kdv 355 Euro/m2+kdv Standlı Katılım Fuarda kuruluşunuzun ürün ve hizmetleri ile temsil edilmesi için beş farklı katılım biçimi öneriyoruz: Sergi alanı (konstrüksiyonsuz boş alan), Basic stand, Plus stand, Elite stand, Luxury stand. > Modüler Stand Tipleri: BASIC, PLUS, ELITE, LUXURY >>> Katılım için başvurular: Akdeniz Tanıtım A.Ş. Metin Kasaboğlu Cad. No: 63/4, 07100 ANTALYA Tel:   (+90 242) 316 46 00         Faks: (+90 242) 316 46 01 Atatürk Mah. Ataşehir Bulvarı, 42/A Ada, Gardenya 7/1 Blok K:12 D:78 Ataşehir -  İSTANBUL Tel:   (+90 216) 455 75 88         Faks: (+90 216) 456 96 83 info@expopharmanext.com

https://www.bioexpo.com.tr/kosullar-ve-katilim-7

Koşullar ve Katılım

Yer ve tarih: 18-20 Nisan 2019 Lütfi Kırdar Fuar ve Kongre Merkezi - İstanbul Ziyaret saatleri: 10.00-18.00 Düzenleyen kuruluş: Akdeniz Tanıtım A.Ş. Katılım Bedelleri: Stand tipleri katılım bedeli 31/07/2018'e kadar 31/10/2018'e kadar Sergi Alanı 250 Euro/m2+kdv 210 Euro/m2+kdv 230 Euro/m2+kdv BASIC standlı alan 300 Euro/m2+kdv 260 Euro/m2+kdv 280 Euro/m2+kdv PLUS standlı alan 325 Euro/m2+kdv 285 Euro/m2+kdv 305 Euro/m2+kdv ELITE standlı alan 350 Euro/m2+kdv 310 Euro/m2+kdv 330 Euro/m2+kdv LUXURY standlı alan 375 Euro/m2+kdv 335 Euro/m2+kdv 355 Euro/m2+kdv Standlı Katılım Fuarda kuruluşunuzun ürün ve hizmetleri ile temsil edilmesi için beş farklı katılım biçimi öneriyoruz: Sergi alanı (konstrüksiyonsuz boş alan), Basic stand, Plus stand, Elite stand, Luxury stand. > Modüler Stand Tipleri: BASIC, PLUS, ELITE, LUXURY >>> Katılım için başvurular: Akdeniz Tanıtım A.Ş. Metin Kasaboğlu Cad. No: 63/4, 07100 ANTALYA Tel:   (+90 242) 316 46 00         Faks: (+90 242) 316 46 01 Atatürk Mah. Ataşehir Bulvarı, 42/A Ada, Gardenya 7/1 Blok K:12 D:78 Ataşehir -  İSTANBUL Tel:   (+90 216) 455 75 88         Faks: (+90 216) 456 96 83 info@exponutrivision.com

https://www.bioexpo.com.tr/kosullar-ve-katilim-8

Koşullar ve Katılım

Yer ve tarih:6-8 Ekim 2021Lütfi Kırdar Fuar ve Kongre Merkezi - İstanbulZiyaret saatleri:10.00-18.00Düzenleyen kuruluş:Akdeniz Tanıtım A.Ş.Katılım Bedelleri: Stand tipleri katılım bedeli 31/10/2020'ye kadar 31/12/2020'ye kadar Sergi Alanı 250 Euro/m2+kdv 210 Euro/m2+kdv 230 Euro/m2+kdv BASIC standlı alan 300 Euro/m2+kdv 260 Euro/m2+kdv 280 Euro/m2+kdv PLUS standlı alan 325 Euro/m2+kdv 285 Euro/m2+kdv 305 Euro/m2+kdv ELITE standlı alan 350 Euro/m2+kdv 310 Euro/m2+kdv 330 Euro/m2+kdv LUXURY standlı alan 375 Euro/m2+kdv 335 Euro/m2+kdv 355 Euro/m2+kdv Standlı KatılımFuarda kuruluşunuzun ürün ve hizmetleri ile temsil edilmesi için beş farklı katılım biçimi öneriyoruz: Sergi alanı (konstrüksiyonsuz boş alan), Basic stand, Plus stand, Elite stand, Luxury stand. > Modüler Stand Tipleri: BASIC, PLUS, ELITE, LUXURY >>>

https://www.bioexpo.com.tr/kosullar-ve-katilim-11

Koşullar ve Katılım

Yer ve tarih:6-8 Ekim 2021Lütfi Kırdar Fuar ve Kongre Merkezi - İstanbulZiyaret saatleri:10.00-18.00Düzenleyen kuruluş:Akdeniz Tanıtım A.Ş.Katılım Bedelleri: Stand tipleri katılım bedeli 31/10/2020'ye kadar 31/12/2020'ye kadar Sergi Alanı 250 Euro/m2+kdv 210 Euro/m2+kdv 230 Euro/m2+kdv BASIC standlı alan 300 Euro/m2+kdv 260 Euro/m2+kdv 280 Euro/m2+kdv PLUS standlı alan 325 Euro/m2+kdv 285 Euro/m2+kdv 305 Euro/m2+kdv ELITE standlı alan 350 Euro/m2+kdv 310 Euro/m2+kdv 330 Euro/m2+kdv LUXURY standlı alan 375 Euro/m2+kdv 335 Euro/m2+kdv 355 Euro/m2+kdv Standlı KatılımFuarda kuruluşunuzun ürün ve hizmetleri ile temsil edilmesi için beş farklı katılım biçimi öneriyoruz: Sergi alanı (konstrüksiyonsuz boş alan), Basic stand, Plus stand, Elite stand, Luxury stand. > Modüler Stand Tipleri: BASIC, PLUS, ELITE, LUXURY >>>

https://www.bioexpo.com.tr/kosullar-ve-katilim-12

Koşullar ve Katılım

Yer ve tarih:6-8 Ekim 2021Lütfi Kırdar Fuar ve Kongre Merkezi - İstanbulZiyaret saatleri:10.00-18.00Düzenleyen kuruluş:Akdeniz Tanıtım A.Ş.Katılım Bedelleri: Stand tipleri katılım bedeli 31/10/2020'ye kadar 31/12/2020'ye kadar Sergi Alanı 250 Euro/m2+kdv 210 Euro/m2+kdv 230 Euro/m2+kdv BASIC standlı alan 300 Euro/m2+kdv 260 Euro/m2+kdv 280 Euro/m2+kdv PLUS standlı alan 325 Euro/m2+kdv 285 Euro/m2+kdv 305 Euro/m2+kdv ELITE standlı alan 350 Euro/m2+kdv 310 Euro/m2+kdv 330 Euro/m2+kdv LUXURY standlı alan 375 Euro/m2+kdv 335 Euro/m2+kdv 355 Euro/m2+kdv Standlı KatılımFuarda kuruluşunuzun ürün ve hizmetleri ile temsil edilmesi için beş farklı katılım biçimi öneriyoruz: Sergi alanı (konstrüksiyonsuz boş alan), Basic stand, Plus stand, Elite stand, Luxury stand. > Modüler Stand Tipleri: BASIC, PLUS, ELITE, LUXURY >>>

https://www.bioexpo.com.tr/kosullar-ve-katilim-13

Koşullar ve Katılım

Yer ve tarih:6-8 Ekim 2021Lütfi Kırdar Fuar ve Kongre Merkezi - İstanbulZiyaret saatleri:10.00-18.00Düzenleyen kuruluş:Akdeniz Tanıtım A.Ş.Katılım Bedelleri: Stand tipleri katılım bedeli 31/10/2020'ye kadar 31/12/2020'ye kadar Sergi Alanı 250 Euro/m2+kdv 210 Euro/m2+kdv 230 Euro/m2+kdv BASIC standlı alan 300 Euro/m2+kdv 260 Euro/m2+kdv 280 Euro/m2+kdv PLUS standlı alan 325 Euro/m2+kdv 285 Euro/m2+kdv 305 Euro/m2+kdv ELITE standlı alan 350 Euro/m2+kdv 310 Euro/m2+kdv 330 Euro/m2+kdv LUXURY standlı alan 375 Euro/m2+kdv 335 Euro/m2+kdv 355 Euro/m2+kdv Standlı KatılımFuarda kuruluşunuzun ürün ve hizmetleri ile temsil edilmesi için beş farklı katılım biçimi öneriyoruz: Sergi alanı (konstrüksiyonsuz boş alan), Basic stand, Plus stand, Elite stand, Luxury stand. > Modüler Stand Tipleri: BASIC, PLUS, ELITE, LUXURY >>>

https://www.bioexpo.com.tr/kosullar-ve-katilim-14

SAĞLIK TESİSİ TASARIMLARINDA KONTAMİNASYONUN ÖNEMİ

Sağlık tesisleri , farklı amaçlarda ve işlevlerine uygun olarak tasarlanmalıdırlar. Bu tesisler, Hastaneler, İlaç Fabrikaları , Aşı ve Serum  Fabrikaları, Klinikler, Laboratuvarlar, Eczaneler vs dir.  Bu tesislerin herbirinde Bulaşma farklı biçimlerde gerçekleşmesine rağmen , temel sebebi insandır. Çünkü insan asıl bulaştırıcıdır. Bulaşma , insandan insana, çevreden insana , insandan çevreye  veyahut da  insandan ürüne , üründen insana , üründen ürüne  şekli ile gerçekleşmektedir.  Maddeler kendi başlarına hareket edemeyecekleri için , daha evvel de belirtildiği gibi insan kontrol altına alınmalıdır. İnsanın kontrol altına alınması ise yapması gereken fiillerin öncesinde kendisine sıkı sıkıya ve prosedürsel  olarak  öğretilmesi  ( Didaktik eğitimler ) ve SOP ( Standart Operasyon Prosedürü ) ile de desteklenmesi gerekir. Tasarım ile birlikte İnsan  Davranışlarının düzenlenmesi,    problemin  çözümünde yardımcı olacaktır. Kötü bir planlama ve tasarım; bazen insanın davranışları ile çözmesi istenen sorunları içinden çıkılmaz hale getirir. Bunun tersi ise , yani  çok yüksek seviyede teknoloji ile geliştirilmiş tesislerde de Bulaşma problemlerinin çözülmesi  hem çok pahalıdır hem de işletilmesi esnasında yüksek bilgi ve donanımlı personel gereksinimini ortaya çıkarır. ( Robot kullanımı ve benzer teknolojiler )Optimal yatırımlar ile tesis kurulumunda, dikkatlice tasarlanmış projeler ve titizlik ile yürütülen faaliyetler dizilimi birarada olmalıdır.Sağlık tesisleri, isimlerinden de anlaşıldığı üzere , sağlık hizmeti tesis etmek üzere kurulurlar . Gereken önem ve hassasiyet gösterilmemesi halinde tam tersi ,  yani sağlığı tehdit eden tesisler haline dönüşebilir. Yapılan işlerde buluşmanın zaman zaman kaçınılmaz olduğu alanlar da tarif edilecektir. Bu bölgeler  temizlenip gerekiyor ise dezenfekte edilip , tekrar kullanıma hazır hale getirilmelidir.Klinikte bir bulaşma , İlaç üretiminde , mikrobiyolojik kirlilik veya çapraz bulaşma gerçekleşmesi hali , çok daha büyük grupların risk altına girmesine sebep olacaktır. Aynı zamanda bu tesislerde çalışan vasıflı ve eğitilmiş uzman kadroların devre dışı kalması da söz konusudur.Bunun için tesis tasarımında , öncelikle bulaşmanın olacağı bölgeler fonksiyonel iş akışlarına göre titiz bir biçimde belirlenmeli ve tedbirler bulaşmanın gücüne göre alınmalıdır.  Gereğinden fazla yani abartılmış tedbirler de çok arzu edilmez. Çünkü uygulayıcılar zaman zaman sorguladıkları anlamsız buldukları eylemleri terk etme eğilimindedirler . Personel eğitimleri ile, tesis işletmelerinde tedbirlerin hangi mekanizmalara hizmet ettiği açık ve net bir şekilde belirtilmelidir. Sağlık Tesisleri büyüdükçe , Bulaşma kaynaklı riskler de o nispet de artar . Bu durumda ortaya çıkan problemin de çözümü oldukça güçleşir. Dolayısı ile tesislerin planlamasında optimal büyüklüğün belirlenmesi ustalık isteyen bir çalışma olacaktır. Yani bir taraftan ihtiyaçlar diğer taraftan risk ile bezendirilmiş teknolojik uygulamalar karışımı ile optimal tesis büyüklüğüne ulaşılmalıdır. Buna göre istediğimiz işleri yapabilecek yetenekte büyük bir kütleyi tek başına planlanan bölgeye monoblok yapı yerleştirmek yerine , kampüs mantığında uzmanlık alt grupları şeklinde yayılmış yapılar olarak ayırmak  daha sağlıklı olacaktır. Hiç şüphe yok ki bu ayrıştırma enerji dağıtım ve tesisat harcamalarını ve buna bağlı daha fazla arazi kullanma maliyetini gündeme getirecektir. Ancak tüm tesisi tehdit eden bir vakanın ortaya çıkması halinde ise  kat ve kat daha büyük bir ekonomik ve sosyal çöküntü riski ile karşılaşma olasılığı da vardır.Uzmanlıklarına göre ayrılmış klinik ve hastaneler ile moleküler özelliklerine göre ayrılmış ilaç üretim tesislerinin , çapraz bulaşmaya göre alacakları önlemler ve izolasyonlar daha kontrol edilir olacaktır.Tasarımlarda iş akışları esas alınır. Sağlık tesisleri diğer fonksiyonel yapılarda da olduğu gibi işin gerçekleşme kademelerine uygun olarak tasarlanır.  Bir ilaç üretim tesisinde fonksiyonlar genellikle , Ham Madde  Deposu , Tartım , Üretim ,  Paketleme , Bitmiş ürün depolama şeklinde gerçekleşir. Ancak uygulamada bir doğrultuda düzenli bir biçimde bu ilişkileri  yapılandırmak  çok kolay olmayabilir. Çünkü bu fonksiyonel ilişkilerin doğrusal olmayan çapraz ilişkiler ile de bağlanması kaçınılmaz olabilmektedir. Örnek olarak , ara ürün depolamalar, yıkama odaları , temizlik odaları, teknik tesisat odaları  vs . Bulaşmaya mani olabilmek için yapılan farklı işlerin farklı rotalarda sürdürülmesi  akıllıca bir yöntem olabilir. Örnek olarak ise tedarik ve üretim için gereken maddelerin beslendiği koridor ile bulaşmış malzemenin yıkamaya yönlendirildiği koridorların ayrı ayrı tasarlanması bulaşmaya mani olmak için iyi bir yol sayılabilir. Farklı rotalarda izlenen bu hizmetler  de ayrıca birbirini kesen başka faaliyetlerde tasarlanabilir. Örneğin teknik ve alt yapıdan sorumlu personel , gerekmesi halinde kendileri için tahsis edilmiş koridor ve yolları kullanmalıdır. Üretim faaliyetlerinin bir doğrultuda olması  tercih sebebidir. Zıt yönde hareketler ve zik zaklara sebep olacak mekan kullanımları tercih edilmemelidir.Bir klinik tasarımında ise hasta ulaşım koridorları ile sağlık personeli ve de teknik personelin ulaşım yolları ve asansörleri  farklı ve yeteri sayıda olmalıdır. Ürün her zaman planlandığı gibi uyumlu hızlarda işletme içerisinde seyir etmesine rağmen , bazen de beklenmeyen yığılmalar oluşabilmektedir. Bu yığılmalar için ara depolar ve bekletme alanları öngörmek karışıklık kaynaklı bulaşmaların önüne geçecektir.Tüm bulaşmaların kaynağı insan hareketlerinden doğar. Diğer bir deyişle bilinçli ve bilinçsiz davranışların sonucunda ortaya çıkar. Bulaşma kaçınılmaz ise hemen akabinde temizlik ve arındırma da kaçınılmaz olacaktır. ( yıkanma ve kıyafet değiştirme vs  ) Üretim bir takım faaliyetler dizilimi sonucunda oluşmaktadır. Bu faaliyetler farklı istasyonlarda gerçekleşir. Bir istasyondan bir diğer farklı istasyona gelindiğinde İstasyon giriş ve çıkışlarında bulaşmanın kontrolü de gerekmektedir. Bu tür kontroller hava kapanları sayesinde yapılmaktadır. Bir alanda giriş ve çıkışlarda bulaşmaya mani olmak için yapılan bu hava kapanlarında , ürünün müsaade edilmeyecek kirlilikte olan dış ambalaj malzemesinin soyulması veya üzerine koruyucu bir dış muhafaza  geçirilmesi veyahut da belirli bir süre kontrollü bir hava akışına maruz bırakılması söz konusu olabilir.Bulaşmanın önlenmesi tek başına mahallerin mimari fonksiyonel  alanlara bölünerek kullanılması şekli ile yeterli seviyede sağlanamaz. Mekanik tesisatın bir öğesi olan Havalandırma kanalları ve üzerinde bulunan farklı ayırma seviyelerinde dizili olan filtre yapılandırılması bulaşmanın önlenmesi için çok gerekli bir tasarım unsurudur.  Taze Hava akışının tavandan zemine doğru olması özellikle kişiden kişiye olan bulaşmalardan korunmada  önem arz eder. İstenmeyen kirliliklerden arındırma ve bulaşmayı önleme kademeli olarak sağlanır. En temiz ve kontrollü alan ile en kirli olduğu ifade edilen alan arasında farklı dizilimde alanlar yaratılır. Böylelikle bulaşmada risk bu  yapılanma ile azaltılmış olacaktır. Temizden kirliye , kirliden temize geçiş farklı mahal ve kategorilerde oluşturulur. Bu hacim değişiklikleri farklı hava basıncı kaskadları ile birbirlerinden ayrıştırılır.Bulaşma,  farklı iş gruplarında görevlendirilen personel  tarafından ortaya çıkabilir. Öngörüsü yapılabilen tüm bulaşmalara mani olmak için , iyi uygulamaların prosüdürlerce kontrol  altına alınması gerekir. Örneğin tasarım esnasında,  hijyen alanlarda davranış pratiği bir iş operatörü kadar gelişmiş olmayan teknik veya idari personelin veyahut bir ziyaretçinin böyle kritik bir alana ulaşmasına mani olacak tedbirler alınmış olmalıdır. Bu durum bir tasarım yani temel strateji eylemidir.Benzer şeklide aynı mahalde olması gereken bir iş operatörü ile bir temizlik personelinin en azından eş zamanlı olarak aynı yerde bulunmaması gerekir.  İş esnasında uzman operatör , durma ve  bekleme anında ise Temizlik uzmanının mahalde yer alması sağlanır. Kritik alanlarda tanımlanmışın dışında personelin bulunması da tercih edilmez. Bu durumun kontrol altına alınması  ise bir taktik yani işletme eylemidir.Bulaşmanın yönetilmesi esnasında en önemli enstrüman kritik parametrelerin  dikkatli bir biçimde izlenip değerlendirilmesidir.  Sağlık tesislerinde kritik fiziksel büyüklükler ise, Sıcaklık , Rutubet , Basınç ,Partikül, Mikrobiyolojik Koloni canlısı  ve sayısıdır. Bu parametrelerin tamamı veya yapılan iş için gerekli olabilecek olanları izleyip elde edilen neticelere göre Bulaşmanın önüne geçilebilir. Geriye dönük kontroller ise  , analiz ve tedbir şeklinde alınacak önlemlerin  tartışmaları için önemli kaynak olacaktır.Kullan ve işin bitince at uzaklaştır ( disposable) yöntemi  veya tekrar temizleyerek defalarca kullan yöntemleri Bulaşmayı önlemede başlangıç tasarımları içerisinde yer almaktadır. Kirli malzemenin bulaşmaya mani olacak atık yolları güzergahı üzerinde hareket etmesi beklenir.  Bu husus ile ilgili tercihler çevre ve finansal kriterlerin hepsinin bir arada değerlendirildiği   etütler neticesinde karara bağlanmalıdır. ( Temizlik esnasında tüketilen doğal kaynak ve çevresel kirlilik yükü tek kullanımlık malzeme tercihini bulaşmada öne çıkarmaktadır. Bu durum temizlik  esnasında oluşan insan hatalarının da önüne geçmektedir. )Hazırlayan: YENER&YENER    MÜHENDİSLIK DANIŞMANLIK ve TAAHHUT HIZMETLERI15/04/2020

https://www.bioexpo.com.tr/saglik-tesisi-tasarimlarinda-kontaminasyonun-onemi

“Yeni Normallere Göre Yapılan Tasarımlar Turizmde Başarıyı Getirecektir”

Ödüllü projeleri ile ulusal ve uluslararası çapta başarılara imza atan Elips Tasarım Mimarlık Kurucusu Y. Mimar Feza Ökten Koca, Covid-19 pandemisi sonrası turizm sektöründe otellerin ve tatil köylerinin mimari açıdan ne tür değişiklikler yapması gerektiğini aktardı. Elips Tasarım Mimarlık Kurucusu Y.Mimar Feza Ökten Koca, Covid-19 pandemisi sonrasında turizm alışkanlıklarının ne yönde değişeceğini mimari açıdan değerlendirdi. Feza Ökten Koca’ya göre, turizmde önceliklerin değiştiğini kabul ederek, yeni normallerde göre yapılan tasarımlar başarıyı getirecek.Covid-19 pandemisi sonrası özellikle farklı ziyaretçilerin kullanımına açık olan otellerin ve tatil köylerinin iç düzenlemesinde değişiklikler yapılması gerektiğini vurgulayan Y.Mimar Feza Ökten Koca, bu konuda titiz davranan işletmelerin müşterilerinin güvenini sağlayabileceklerini dile getiriyor. Mimar, bu dönemde insanların seyahat ve konaklama konularında çok daha temkinli davranacaklarını sözlerine ekliyor: “Bugüne kadar genel olan her şey, artık daha kişisel hale gelmek zorunda. Buna en iyi örnek, otellerin restoran bölümleri olabilir. Bugüne kadar açık büfe sisteminin yaygın olması pandemi sonrası bu düzende ciddi farklılıklar getirecektir. Farklı kişilerin aynı şeylere dokunma ihtimali, yiyeceklere yaklaşma mesafesi ve kişilerin nefeslerinin yiyecekle ilişkisi, müşterilerin yiyecekleri alırken birbirlerine olan yaklaşma mesafeleri sorgulanmalı” diyen Feza Ökten Koca’ya göre açık büfe sisteminin yerini en kısa sürede alakart restoranlara bırakması gerekecek.Lobi yerleşimlerinin de tamamen sosyal mesafeler gözetilerek revize edilmesi gerektiğini dile getiren Feza Ökten Koca, özellikle havalandırma sistemlerinin elden geçirilmesinin ve hava temizleyici cihazlar kullanılmasının öneminin de altını çiziyor. Aynı zamanda mekanlarda sistematik dezenfeksiyon işlemleri yapılmasının ve temiz hava girişi sağlanmasının da hayati önem taşıdığını belirtiyor ve ekliyor: “Mekanların birçok farklı noktalarına el dezenfektan sağlayıcı cihazlar konulmalı, müşterileri bu konularda uyarma amaçlı yeni yönlendirmeler tasarlanmalı.”Otel odalarında yapılan günlük temizlikte tek kullanımlık temizlik pedleri kullanılmalıdır, böylelikle bir odada olabilecek bir virüs ya da mikrobun diğer bir odaya bulaşması engellenmeli. Her check-out sonrası dezenfeksiyon işlemi uygulanması gerektiğinden söz eden mimar, görevlilerin mutlaka maskeyle çalışmak zorunda olduğunu da sözlerine ekliyor. Feza Ökten Koca’ya göre mümkünse her odada hava temizleme cihazı olmalı ve girişlere mutlaka dezenfektan cihazları ve uyarılar yerleştirilmeli.Özellikle genelde tamamen kapalı alanlarda yer alan küçük-büyük toplantı odalarının havalandırma sistemlerinin tekrar elden geçmesi gerekmektedir. Buradaki şartlandırılmış havanın mutlaka dışarıdan alınan temiz hava ile sağlanması ve içerideki havanın devir daim etmesinin engellenmesi gerekmektedir, özellikle kullanılan filtrelerin değişmesi söz konusu olabilir. Hastanelerde kullanılan havalandırma sistemlerinde mutlaka hepa (High Efficiency Particulate Air) filtreler kullanılmaktadır, oteller de kapalı alanlarında kullandıkları havalandırma sistemlerinde hepa filtre sisteminden yararlanabilirler.Otellerde ve tatil köylerinde ortak tuvaletlerde sosyal mesafeye dikkat edilerek yerleşim yapılması gerektiğini dile getiren mimar, kişilerin bekleme noktalarının belirlenmesi gerektiğini vurguluyor ve ekliyor: “Sıcak hava üfleyen el kurutma cihazları artık kullanılmamalı. Ana girişler kapısız olarak ya da fotoselli kapılarla düzenlenmeli. Mümkün olduğunca elle dokunma olasılığını azaltıcı çözümlere gidilmeli. Özellikle tuvaletlerin egzos sisteminin çok iyi çalışması gerekmektedir. Virüsün insan dışkısında yaşadığı bilinmektedir, bu yüzden egzos çok önemlidir, aynı zamanda da rezervuar kullanımı sırasında mutlaka klozet kapağının kapalı olduğundan emin olunmalıdır.’’“Turizm yapılarında renovasyon şart ama mutlaka uzman mimarlarla yapılmalı...”Pandemi sonrası otellerde yapılması gereken düzenlemeler için kesinlikle yeni bir yönetmeliğe ihtiyaç olduğunu dile getiren Y.Mimar Feza Ökten Koca, bu yönetmelik oluşturulurken mutlaka turizmci, mimar, doktor gibi konu uzmanlarından oluşan bir ekiple belirlenecek kriterlerin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Aynı zamanda farklı tipteki otellere göre farklı yönetmelikler ve kontrol mekanizmaları oluşturulması gerektiğini de sözlerine ekliyor.‘’Mevcut otellerin duruma adapte edilebilmesi için renove edilmesi gerekecektir. Bu da tabii ki renovasyon projelerinde artışa neden olacak, ancak günün ekonomik koşulları bu girişimleri zorlayacak” diyen Feza Ökten Koca, doğru renovasyonun ekonomik olarak en doğru karar olduğunu ve ancak işin uzmanları ile gerçekleştirilebileceğini dile getiriyor.Her ne kadar dünya en zor günleri geride bırakıp normalleşme günlerine yavaş yavaş geçiyor olsa da henüz yaşadığımız sürece “pandemi sonrası” denilemeyeceğini aktaran Feza Ökten Koca, bu nedenle hala tedirginliğin sürdüğünü ve eski günlere bir anda geri dönülemeyeceğini dile getiriyor ve ekliyor: “Otellerin duruma bu açıdan bakması gerekir. Müşterilerin bu korkusunu yenebilecekleri düzene girdiklerini onlarla iyi bir şekilde paylaşmalılar.” Bu noktada müşteri güvenini kazanmanın oldukça önemli olduğunu belirten mimar, yeni normallere uyum sağlanarak turizmde başarılı olunabileceğini aktarıyor ve ekliyor: “Otel yöneticilerinin mutlaka konunun uzmanları ile birlikte çalışmalarını tavsiye ediyorum, özellikle doktorlardan mutlaka sürekli destek almalılar. Mutlaka müşterilerine karşı şeffaf olmalılar, söyledikleri şeylerin arkasında durmalılar. Müşterilerin güveni ancak bu şekilde kazanılır. Zor günlerde yeni yatırımlar yapmak zorundalar. Bundan birkaç ay önce hiç akılda olmayan yeni maliyetler ortaya çıktı ama bunu en iyi yapan kazanacak. Uzun vadeli düşünmeleri gerekiyor.” Turizm tesisi planlayan yatırımcıların mutlaka yeni normalleri dikkate alarak hareket etmelerini, planlanan ya da yapılmakta olan projelerde bu yönde revizyonlar yapmalarını tavsiye ediyor ve ekliyor: “Bu dönemde müşteri odaklı düşünmemiz ve önceliklerin değiştiğini kabul etmemiz gerekiyor.” Elips Tasarım Mimarlık Hakkında:Elips Tasarım Mimarlık İnşaat Ltd. Şti. 1999 yılında Y.Mimar Feza Ökten Koca tarafından kuruldu. Mimari tasarım hizmetleri ile başladığı yolculuğuna yıllar içinde iç mimari tasarım ve anahtar teslim uygulama işlerini de ilave etti.  Özellikle konut, ticari alanlar, yeme-içme, mağazacılık ve eğitim alanlarında projeler üretmektedir. Bu süreçte mobilya ve aydınlatma tasarımları da üretmeye başlayan Elips Tasarım Mimarlık, daha sonra bu çalışmaları FEZA markası altında yapmaya karar vermiştir. Mimar, iç mimar ve endüstri ürünleri tasarımcılarından oluşan ekibe her sene katılan stajyer ve yeni mezunların eğitimlerine Elips Tasarım Mimarlık’ta devam etme fırsatı verilmektedir. Feza Ökten Koca Hakkında:Lise eğitimini Özel Darüşşafaka Lisesi’nde, üniversite eğitimini İ.T.Ü. Mimarlık Fak. Mimarlık Bölümü’nde tamamladı. 1994 yılında İ.T.Ü. Fen Bilimleri Ens. Bina Bilgisi Yüksek Lisans programından Y.Mimar ünvanı ile mezun oldu. Öğrenciliği sırasında başladığı çalışma hayatında, Orhan Çakmakçıoğlu Mimarlık Ofisi, Emlak Bankası mimari grup ve Can İnşaat’ta görev aldıktan sonra İngiltere’ye gitti ve Percy Thomas Partnership, Londra ofisinde çalıştı.1999 senesinde Elips Tasarım Mimarlık ofisini kurdu. Mimari projelerin yanı sıra İç mimari tasarım ve uygulama çalışmalarında yoğunlaşmaya başladı. 2005 yılında Halil Ökten ile birlikte Elwo Ahşap üretim tesisini kurdu. Ele aldığı konut, ticari ve eğitim mekan projelerinin tasarımının yanı sıra, gerçekleştirilmesi konularında uzmanlaştı. Mimarlığı, sadece bina ve mekan tasarlamak değil, kullanıcıya yaşam tasarlamak olarak tanımlamaktadır. Çalışmalarında en farklıyı ararken kullanıcı odaklı, sürdürülebilir, güne uygun ve yarını kucaklayabilen tasarımlar yapmaya çalışmaktadır. Tasarım olgusunu bir bütün olarak ele almak gerektiği düşüncesiyle mimari ve iç mimari projelere devam ederken FEZA markası altında mobilya tasarım çalışmaları da yapmaya başladı. 2013, 2014 ve 2015 yıllarında düzenlenen Alldesign fuarlarında, Design Week 2017, 3.İstanbul Tasarım Bienali’nde, Tomtom Backtohome ve Designhood 2018 etkinliklerinde mobilya koleksiyonlarını sergiledi. 2016 yılında FLY Collection parçalarından biri olan Boomerang isimli sandalye tasarımı ile Milano’da A’ Design Award ödülü aldı. 2018 yılında, BJK No1903 projesi ile Londra’da International Property Awards yarışması, Mixed-Use Interior kategorisinde Award Winner, Best of Turkey, Best of Europe ödüllerinin üzerine, Best of World ödülünü de kazanmıştır.2012-2017 yılları arasında Darüşşafaka Cemiyeti’nde Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptı. Cemiyet proje komitesindeki görevi devam etmektedir. Halen İstanbul Medipol Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak proje yürütücülüğü de yapmaktadır.Kaynak: pRchitect İletişim ve Danışmanlık

https://www.bioexpo.com.tr/yeni-normallere-gore-yapilan-tasarimlar-turizmde-basariyi-getirecektir

YAPEX RESTORASYON FUARI 2021 YILINDA İSTANBUL’DA DÜZENLENİYOR...

25/12/2020Geleneksel olarak Antalya’da  düzenlenen YAPEX Kültür Mirası ve Koruma Fuarı, tüm organizasyon tecrübesi ve birikimiyle  ÇEKÜL Vakfının işbirliği ve Tarihi Kentler Birliğinin desteğiyle Akdeniz Tanıtım AŞ organizasyonu ile  16-18 Haziran 2021 tarihleri arasında ülkemizin kadim kenti İstanbul’da izleyicisiyle buluşacak.


KÜLTÜREL MİRASLARINI KORUMAK İÇİN PROJE GELİŞTİREN BELEDİYELER YAPEX RESTORASYON VE KÜLTÜR MİRASINI KORUMA FUARI’NDA BULUŞUYOR

YAPEX Restorasyon ve Kültür Mirasını Koruma Fuarı, 11 yıldır Akdeniz Tanıtım ve ÇEKÜL (Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı) işbirliğinde, Tarihi Kentler Birliğinin desteğiyle düzenleniyor. Kültür mirasını oluşturan eski ve yakın dönem mimari ve kültürel eserlerin korunması, restorasyon, işlevlendirme gibi temel uygulamalarla koruma-kullanma dengesi gözeterek geleceğe taşınması için çalışan yatırımcı, projeci ve üretici unsurlar, koruma ve restorasyon sektörü temsilcileri bu fuarda bir araya geliyor. Fuar; koruma ve restorasyon uzmanlarının olduğu kadar, özellikle yerel yönetimlerin, tarihi kent belediyelerinin ve kamusal yatırımcıların ilgi odağı. Ziyaretçilerine, tarihi miras ve eski kent dokularının koruma ve restorasyon projeleri için geliştirilen çözüm örneklerini inceleme ve değerlendirme imkânı sunan YAPEX Restorasyon ve Kültür Mirasını Koruma Fuarının bu yılki ana teması: “Kırsal Miras ve Kent İlişkisi”.

 RESTORASYON FUARININ BAŞLIĞI “KIRSAL MİRAS VE KENT İLİŞKİSİ“

11.si düzenlenecek Yapex Restorasyon Kültür mirasını Koruma Fuarı’nın geçen on yılında geleneksel çarşılardan müzelere kadar pek çok konu işlendi. 2021 yılında ise koruma gündemimizin temel başlıklarından biri olan kırsal mirası tema olarak belirledik. Başlığımız “Kırsal Miras ve Kent İlişkisi”; çünkü mahalleye dönüşen köylerimizin idari sorumluluğunun belediyelere geçmesiyle birlikte, koruma yaklaşımlarındaki pek çok başlığı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. 

KIRSAL MİRAS VE KENT İLİŞKİSİ 

Ülkemizde son yıllarda doğal ve kültürel varlıkların korunmasında farklı kesimlerin ortak bir çizgide buluşmaya başlaması, gözle görünen olumlu bir değişim sağlamıştır. Doğal mirastan kültürel mirasa, eğitimden örgütlenmeye uzanan bu çok boyutlu yaklaşım, “köklü değerlere” ilgiyi arttırmıştır. Geleneksel çarşılardan sokak dokularına, havza ve ülke bütününe yayılan ortak işbirlikleri kurulmasının önü açılmıştır. KENTTEN KÖYE GÖÇ HIZLANMIŞTIRKöylerimiz hâlâ orada yaşayanlarındır. Her türlü koruma süreci, üretim ve örgütlenme mekanizması bizzat orada yaşayanların iradesiyle yürütülmelidir. Yerel yönetimler, planlamalarını bunu gözeterek ele almalıdır. Artık biliyoruz ki “kentten köye göç” süreci hızlanmıştır. Geleneksel olanla yeni olanın buluşma, kaynaşma sürecidir bu aynı zamanda. O nedenle yerel yönetimlerin de bu ilişki süreçlerini, değişim noktalarını yakından takip etmesi, muhatabını iyi tanıması gerekir.

KIRSAL MİRASIN KORUNMASI Hızla değişen dünyamızda kırsal yerleşimlerin giderek küçüldüğüne, kırsal yaşam biçiminin kaybolduğuna tanık oluyoruz. Bugün sadece ülkemizde değil tüm dünyada kentli nüfus giderek artarken kırsal nüfus dramatik biçimde azalıyor. ÇEKÜL Vakfının 30 yıldır savunduğu “Köyler Yaşamalıdır” sloganını benimserken, diğer yandan da “Geleceğin dünyasında köyler gerçekten yaşayabilecek mi?” sorusu akıllara geliyor. Kırsal mirasın korumasındaki sorunları daha iyi anlayabilmemiz için, değişen dünya düzeninde “kır”ın nasıl yer aldığını, kır-kent ilişkisini ve kırsalın değişimin neresinde durduğunu tespit etmeliyiz. YAPEX Fuarı, bir araya getirdiği tüm kesimlerle birlikte, fuar kapsamında bu emeklerin ve etkilerinin gözlemlenmesine, yeni çıkarımlarda bulunulmasına ve örgütlenme ağının güçlenmesine olanak sağlayacak. TARİHİ KENTLER VE KIRSAL MİRAS 2000 yılında kurulan Tarihi Kentler Birliği 500’e yakın üye belediyesi ile, 11 yıldır YAPEX Fuarının ana destekçisi. Ülkemizin kentsel, kültürel ve doğal mirasını bir ortak miras anlayışıyla koruyarak yaşatmak için projeler üreten ve uygulayan tarihi kentlerin, kırsal mirasın korunması çalışmalarındaki görev ve sorumlulukları kuşkusuz çok büyük. ÇEKÜL Vakfı ve Tarihi Kentler Birliği 2019 yılında, 7 bölgeden 38 köyde “Kırsal Miras Programı” yürüttü, raporladı ve erişime açtı. YAPEX Fuarında bu raporun sonuçlarının paylaşılacağı bir zemin hazırladı. Yerel yönetimlerin, sivil ve özel restorasyondan turizme, kültür rotasından yeni nesil imece yöntemlerine, yaklaşımları ve uygulama örnekleri, fuar kapsamında yapılacak oturumlarda ziyaretçilerle buluşacak.KORUMA VE YAPI SEKTÖRÜ

Kültür mirasının güncel yaklaşımlarla çağdaş yaşama dâhil edilmesinin baş yüklenicisi olan yerel bilgi, teknolojinin ustaca kullanılmasıyla yeni bir form kazanıyor. Restorasyon uygulamaları; tarihi çevrenin mimarlık, mühendislik, endüstriyel üretim ve uygulama disiplinleri ile buluşmasını sağlayan önemli bir faaliyet alanı. Tekil yapılardan sokak ve çarşı dokularına, tarihi mahallelerden havza ölçeğinde genişleyen bütüncül yaklaşımlara kadar, restorasyon çalışmalarının doğru teknoloji ve endüstriyel ürünlerle buluşması için, bu alandaki sektörün gelişmesi önemli. Yapı malzemesi endüstrisi, restorasyon uygulamasında kullanılan her türlü yapı malzemesini uzmanlara sunma ve tanıtma zemini YAPEX Fuarının en önemli bileşeni. İnce yapı malzemelerinden bitirme ürünlerine, konstrü ktif elemanlardan yapı donanımlarına kadar geniş bir yelpazeyi içeren sergileme kapsamı, restorasyon malzemeleri alanında önemli bir ihtisas platformu olarak hazırlanıyor. YAPEX Fuarında yapı sektörüyle, yerelin bilgisiyle beslenen koruma sektörü bir araya geliyor.İYİ UYGULAMA VE YÖNETİM MODELLERİ , GELENEKSEL MALZEME  ALTERNATİFLERİ , YAPEX RESTORASYON FUARINDAYAPEX Fuarında, kırsal mirasımızın gücünü ve sorumluluklarımızı “yeniden hatırlayarak” iyi uygulama ve yönetim modellerini konuşmak istiyoruz. Sadece TKB üyesi belediyeler değil, hızla gelişen teknolojileri temsil eden ve geleneksel malzemenin niteliğini arttırmayı hedefleyen firmalar; kırsaldaki üretim girişimleri; gıda kooperatifleri; kültürel mirasın korunması alanında çalışan platformlar gibi sivil oluşumlar da bu fuarda buluşacaktır “Kültür ve üretim çeşitliliği”nin görünür kılınması bu noktada önemlidir. Tüm bu çabalar ancak kültürel ve doğal varlıklara farkındalık yaratmak, yitirilmesini önlemek, “bilinç ortamını” doğru güçlendirmek, kimliğine uygun yaşatmakla süreklilik kazanır. YAPEX Restorasyon  Fuarının bu konuda önemli bir ortam yaratması gelecek için “yol gösterici” olacak, kentlerimizin kimliğini güçlendirmesine olanak sağlayacaktır.YAPEX’İN HEDEFİ“Restorasyon, renovasyon ve kültür mirasını koruma” alanlarındaki sergi ve etkinlikleri bünyesinde buluşturan fuarın hedefi; yerel yöneticiler, uzman şehirciler, koruma projecileri, restorasyon uygulamacıları, yapı ustaları, teknik elemanlar ve yapısal/kentsel koruma-yenileme-işlevlendirme alanındaki yatırımcı kurumlar arasındaki etkileşimi sağlamak. Fuarda yapısal koruma, yenileme, doğal malzeme (ahşap,taş vb.) uygulamaları, restorasyon teknikleri gibi öncelikli ürünlerin yanı sıra; yapılarda fonksiyon değiştirme, eski yapılarda modernizasyon ve doğru işlevlendirme gibi uygulamalar konusunda da ziyaretçileri bilgilendirici ürün ve etkinlikler yer alıyor. Yapı koruma ve yenilemelerindeki iç mimari ve bezeme uygulamaları da fuarın önemli bir bölümünü oluşturuyor. KENT MERKEZİNDE MODERN BİR FUAR ALANI “AVRASYA GÖSTERİ MERKEZİ"Yapex Restorasyon Fuarı’na  İstanbul’da tüm ulaşım alternatiflerinin birleşme noktası olan Yenikapı’da ki Avrasya Gösteri Merkezi ev sahipliği yapacak. Metro, İETT, Marmaray ve Deniz Yolları ile ulaşım olanağı olan , yüksek kapasiteli otoparkı ve 10.000 m2 teknolojik sergileme alanına sahip Avrasya Gösteri Merkezi  kentin merkezinde olması avantajı ile Yapex Restorasyon Fuarına geniş olanaklar sunuyor

.FUARIN ZİYARETÇİ POTANSİYELİ 

• Restoratörler • Şehircilik uzmanları • Mimarlar, iç mimarlar • Mühendisler • Tasarımcılar • Zanaatkârlar ve yapı ustaları • Yüklenici kurumlar • Yatırımcılar • Proje sahipleri • Belediyeler ve kamu kurumları • Proje geliştirme ve hizmet kurumları • Akademisyenler • Üniversite öğrencileri • KentlilerÜRÜN VE TEKNOLOJİLER

* Mimari restorasyon: Eski yapı onarımları, koruma ve işlevlendirme, malzeme ve uygulama teknikleri. Sanatsal ve tarihi eser restorasyonu: Arkeolojik restorasyon, tarihi eser/obje restorasyonu, sanat eseri restorasyonu. 
* Restorasyon malzemeleri/ürünleri: Çatı, cephe, zemin onarım-koruma-yenileme malzemeleri, yapı kimyasalları,yüzey temizleme malzemeleri, ahşap koruma ve emprenye malzemeleri, sıva ve boyalar, harçlar, alçılar, yapıştırıcılar, ankraj ürünleri, enjeksiyon ürünleri, yalıtım malzemeleri, ahşaplar, ferforje, prefabrik elemanlar, doğal taşlar, seramik ve çini ürünler, cam ve vitray ürünler, cephe donatıları.
* Restorasyon uygulama donanımı. 
* Renovasyon (yapı yenileme) ürün ve teknolojileri: Konstrüksiyon malzemeleri, fonksiyon yenileme, çatı, cephe ve zemin kaplamaları, duvar elemanları, tavan sistemleri, merdivenler, doğrama sistemleri, kapılar, tesisat renovasyonu, vitrifiye ürünler, armatürler, mimari aydınlatma, teknolojik donanımlar.FUARIN SERGİLEME KAPSAMI

*Tarihi Kentler Birliği üyesi belediyelerin, koruma proje ve uygulamalarının sunum ve sergilemeleri.
* Restorasyon ve renovasyon uygulamaları için malzeme üreten, uygulama yapan, teknoloji geliştiren yapı endüstrisi firmalarının ürün sergilemeleri.
* Restorasyon uygulamalarında uzman projecilerin ve zanaatkârların çalışma ve deneyimlerinin sergilemeleri.
* Proje büroları, atelyeler, zanaatlar, müzeler, galeriler, üniversiteler, kütüphaneler, araştırma merkezleri, arşiv ve dokümantasyon merkezleri, sivil toplum örgütleri, enstitüler, koruma kurulları, yayıncılar fuar kapsamında sergileme yapabilir. Organizasyonun BileşenleriÇEKÜL VAKFI: www.cekulvakfi.org.tr

TARİHİ KENTLER BİRLİĞİ : www.tarihikentlerbirligi.org

AKDENİZ TANITIM AŞ : www.yapexrestorasyon.com

https://www.bioexpo.com.tr/25122020-yapex-restorasyon-fuari-2021-yilinda-istanbulda-duzenleniyor--1

Katılım için

Sempozyum İzleyici Kayıt İşlemleriSempozyumu izleyebilmek için, Sempozyumun resmi web sayfası üzerindeki Kayıt Formunu doldurarak müracaat etmek gereklidir.* Tüm kayıtlar internet ve e-posta yoluyla yapılır.>> ONLINE KAYIT FORMU <<Kayıtlı katılım bedeline dahil olan hizmetler:Bioexpo Online 2021 ile eş zamanlı genele açık tüm etkinlikleri izleme, Biyobenzer İlaçlar Sempozyumu izleme, Kişisel profil oluşturma, Chat olanağı, İkili görüntülü görüşme olanağı, Kendi özel ajandasını oluşturma, Tüm katılımcı profilini izleme ve arama.Sempozyum Kayıt bedelleri:  KATILIMCI GRUPLARI 15 Şubat'a kadar Katılım bedeli 16 Şubat itibariyleKatılım bedeli   Sektör Profesyonelleri  400 TL 500 TL   Kamu Personeli  Ücretsiz(*) 100 TL (*) Kurum personeli olduğuna ilişkin belge ibrazı gereklidir. Akademisyenler 200 TL 250 TL   Lisans + Lisansüstü  75 TL 100 TL   Kayıt Bedellerinin ödenmesi: Akdeniz Reklamcılık ve Tanıtım Hizmetleri Tic. A.Ş. Banka Hesap IBAN Numaraları: Garanti Bankası / Gayrettepe Şubesi TR16 0006 2000 2360 0006 2981 42 Akbank / Zincirlikuyu Şubesi TR77 0004 6004 3688 8000 0705 59 Yapı ve Kredi Bankası / Etiler Nispetiye Şb. TR78 0006 7010 0000 0063 0990 37 Sempozyum Organizasyon Sekreteryası: Akdeniz Tanıtım AŞ İstanbul Ofis: 0532 243 9063 faks: 0216 456 9683 Antalya Ofis:  0532 263 2560 faks: 0242 316 4601 Mail: sempozyum@bioexpo.com.tr www.bioexpo.com.tr >> ONLINE KAYIT FORMU <<

https://www.bioexpo.com.tr/katilim-dosyasi

Dezenfektanlar ve Sağlığa Etkileri

Dezenfektanlar dezenfeksiyon amacıyla kullanılan, mikroorganizmaları hücre zarı işlevini bozmak, hücre proteinlerini denatüre etmek, enzimlerin aktivitesini bozmak ve nükleik asitleri etkilemek gibi yollarla mikrobisit veya mikrobiyostatik etki özelliğine sahip maddelerdir.Kimyasal dezenfektanlar zararlı mikroorganizmaları kontrol etmek, önlemek veya yok etmek için kullanılan kimyasal maddelerdir. Hastaneler, sağlık tesisleri, gıda ürünleri üretim tesisleri, sıhhi ve benzeri hizmetler veren sektörlerden evlerimize kadar mikroorganizmaların neden olduğu hastalıkları ortadan kaldırmak için sıklıkla kimyasal dezenfektanlar kullanılmaktadır. Kimyasal dezenfektanlar, düzgün kullanılmadıkları takdirde çalışanlar için tehlikeli olabilir. Bazı kimyasal dezenfektanlar yanıcı ve patlayıcıdır. Uyumsuz kimyasallarla şiddetli reaksiyona girebilir ve toksik gazlar üretebilirler. Tüm kimyasal dezenfektanlar, doğası gereği, canlı organizmalar için potansiyel olarak zararlı veya toksiktir. Diğer toksik maddeler gibi, kimyasal dezenfektanlar vücuda alındıktan sonra insanlar için zararlı olabilir.Bununla birlikte, kimyasal dezenfektanlar, güvenlik önlemleri ile uygun şekilde kullanıldığında etkili ve güvenli araçlar olacaktır. Yanlış kullanılırlarsa, kullananlar için tehlikeli ve zararlı olabilirler. Dezenfeksiyon, hastalıklara neden olabilen mikroorganizmaları kontrol etmek veya yok etmek için kimyasal veya fiziksel araçların kullanıldığı bir süreçtir. Dezenfeksiyonun etkinliği ile ilgili üç seviye dezenfeksiyon vardır; 1) Yüksek seviyeli dezenfeksiyon, çok sayıda bakteri sporu hariç tüm mikroorganizmaları yok eder,2) Orta seviye dezenfeksiyon kontrolleri Mycobacterium tuberculosis, bitkisel bakteriler, çoğu virüs ve mantarlara etkili olup ancak bakteri sporlarını mutlak yok etmez,3) Düşük seviyeli dezenfeksiyon, çoğu bakteri, bazı virüs ve mantarları yok eder, ancak Mycobacterium tuberculosis veya bakteri sporları gibi dirençli mikroorganizmaların yok edilmesine güvenilemez.Dezenfekte edici ajanlar, bakteri, virüs veya mantar gibi zararlı mikroorganizmaları kontrol etmek veya yok etmek için kullanılan maddelerdir. Birçok dezenfektan, eylemlerinde spesifik değildir ve bir dizi mikroorganizmaya karşı hareket etmektedir. Kimyasal dezenfektanlar kimyasal özelliklerine göre gruplandırılabilir. Hücre duvarını parçalamak, proteinleri veya lipitleri denatüre etmek, oksidasyon, alkilasyon gibi mikroorganizmaları yok etmek için dezenfektanın konsantrasyonu, temas süresi, sıcaklık, pH, organik maddelerin ve metal iyonlarının varlığı gibi çeşitli etki modlarında çalışırlar. Kullanılacak dezenfektan seçimi belirli durumlara bağlıdır. Bazı dezenfektanlar, etkili dezenfeksiyon için mikroorganizmaları yok etmedeki geniş spektrumu nedeniyle kabul edilirler. Diğerleri daha az sayıda hastalığa neden olan organizmayı yok ederler ancak kimyasal dezenfektanlar insan için daha az veya toksik olmadığı ve gerekli dezenfeksiyon seviyesi düşük olduğu için tercih edilir. Sürfaktan etkiye sahip olan ve “tek aşamalı” işlemde temizlemek ve dezenfekte etmek için kullanılan dezenfektanlar bulunmaktadır. Kimyasal Dezenfektan SınıflarıDezenfektanlar kimyasal bileşimleri temelinde sınıflara ayrılabilir ve her sınıfın özellikleri, tehlikeleri, toksisiteleri ve çeşitli mikroorganizmalara karşı etkinliği vardır. Sınıflar aşağıdaki gibidir:1. Alkoller: Genellikle %70 izopropil veya %60 ila 80 etil formundaki alkoller yaygın kullanılan dezenfektanlardır. Bakterilere ve kılıflı virüslere karşı etkilidirler. Alkoller bakteri sporlarına ve kılıfsız virüslere karşı etkili değildir. Alkoller antiseptik etkileri biraz yavaştır.2. Aldehitler: Aldehitler geniş spektrumlu dezenfektanlardır. En yaygın olarak kullanılan ajanlar formaldehit ve gluteraldehid'tir. Aldehitler bakteri, mantar, virüs, mikobakteri ve bakteri sporlarına karşı çok etkilidir.3. Klor Bileşikleri: Klor bileşikleri, geniş spektrumlu olarak kabul edilir, bakterilere, kılıflı ve kılıfsız virüslere, mikobakterilere ve mantarlara karşı etkilidir. Yüksek konsantrasyonlarda, klor bileşikleri sporları öldürücü olabilir. En yaygın kullanılan ajanlar klor dioksit, sodyum hipoklorit (klorlu ağartıcı) ve kalsiyum hipoklorittir.4. İyot Bileşikleri: İyot bileşikleri geniş spektrumlu olup çeşitli bakteri, mikobakteri, mantar ve virüsler için etkili kabul edilir. İyot tentürü cilt kesikleri ve sıyrıklar için antiseptik olarak kullanılabilir. İyot maddeleri, kuaterner amonyum bileşikleri ve organik döküntüler tarafından inaktive edilir. Bir iyodofor, iyot ve bir çözündürücü ajan veya taşıyıcının bir kombinasyonudur. Ortaya çıkan kompleks, sürekli salınımlı bir iyot haznesi sağlar ve mikroorganizmaları öldürmek için sulu çözeltide az miktarda serbest iyot salar.5. Fenolikler: Dezenfektanlar, fenol (karbolik asit) türevleridir. Karakteristik bir çam katranı kokusu vardır ve suda süt görünümde çözünür. Fenoller (%5 konsantrasyonda), kılıflı virüsler için bakterisit, tüberküloidal (Mycobacterium tuberculosis öldüren), fungisit ve virütik olarak kabul edilir. Organik materyalin varlığında iyot veya klor içeren dezenfektanlardan daha fazla aktivitelerini korurlar. Kresoller, hekzaklorofen, alkil ve kloro-türevleri ile difeniller, fenolün kendisinden daha aktiftir.6. Kuaterner Amonyum Bileşikleri: Benzalkonyum klorür gibi kuaterner amonyum bileşikleri genellikle kokusuz, renksiz, tahriş edici olmayan ve koku gidericidir. Bileşikler dezenfektan ve bazıları ise deterjan etkisine sahiptir. Bununla birlikte, bazı kuaterner amonyum bileşikleri, bazı sabun kalıntıları varlığında inaktive edilir. Organik malzemenin varlığında antibakteriyel aktiviteleri azalır. Kuaterner amonyum bileşikleri bakterilere karşı etkili ancak mantar ve virüslere karşı bir dereceye kadar etkilidir.7. Oksitleyici Ajanlar: Yaygın oksitleyici maddeler hidrojen peroksit, ozon, perasetik asit ve potasyum permanganattır. Antiseptik olarak kullanılan hidrojen peroksit, cansız nesnelerin dezenfeksiyonunda da etkilidir. Yüksek sıcaklıklarda çalıştırıldığında sporlara etkili olabilir. Perasetik asit etkili sıvı sporisidlerden (sporları öldürücü) biri olup toksik kalıntı bırakmadığı için gıda işleme ekipmanlarının ve tıbbi cihazların dezenfeksiyonunda yaygın olarak kullanılmaktadır. Potasyum permanganat geniş antimikrobiyal özelliklere sahiptir. Dezenfeksiyon için etkili bir algisid (Su yosunlarının yaşamını durdurucu madde) (%0,01) ve virucidtir. (%1). Ancak, >1:10.000 konsantrasyonlarda dokuları tahriş etme eğilimindedir.8. Diğerleri: Etilen oksit, bakteri sporları ve virüsler dahil olmak üzere mikroorganizmalara karşı çok geniş biyosit aktivitesine sahip bir dezenfekte edici ajan olarak geniş bir kullanıma sahiptir. Oldukça yanıcı bir kimyasaldır. Toksik, mutajenik ve kanserojendir. Klorheksidin, yaygın olarak kullanılan dezenfektanlardan biri olan biguanid bir bileşiktir. Çoğu bakteriye karşı etkilidir ve dokuları tahriş etmez. Biguanid'in geniş bir antibakteriyel spektrumu vardır, ancak virüslere karşı etkinliği ile sınırlıdır ve sporisidal, mikobakterisidal veya fungisidal değildir.Dezenfektanların tehlikeleriKimyasal dezenfektanlar, doğru kullanıldıklarında virüsleri ve mikroorganizmaları ortadan kaldırmak için etkili ve güvenli araçlardır. Aksi takdirde, tehlikeli olabilirler. Dezenfektanlar, kullananlar için potansiyel olarak tehlikeli özelliklere sahip olabilirler. Örneğin etilen oksit oldukça yanıcı ve patlayıcıdır. Güçlü oksitleyiciler gibi kimyasal dezenfektanlar, diğer kimyasallarla reaksiyona girerek zehirli gaz ürünlerini üretebilirler. Dezenfektanlar güvenli bir şekilde kullanılmazsa kimyasal dezenfektanların çoğu kullananlar için zararlıdır. Bazı kimyasal dezenfektanlar cildi, gözleri ve solunum sistemini tahriş ederler. Oldukça aşındırıcı dezenfektanlar cilt veya gözlerle temas ettiğinde ciddi hasar verebilir. Havadaki dezenfektanlar kötü havalandırılan alanlarda kullanılırsa solunum problemlerine de neden olmaktadır. Belirli bir kullanım için bir dezenfektan seçerken, kullanıcı kimyasal dezenfektanın tehlikeli özelliklerini dikkate almalıdır. Kullanılan tüm dezenfektanlar için Malzeme Güvenlik Bilgi Formu (MSDS), kimyasallarla çalışacak veya kullanacak tüm kişiler tarafından okunmalı ve anlaşılmalıdır.Kimyasal tehlikelerKimyasal dezenfektanlar kullanıldığında yanıcılık potansiyel tehlikelerden biridir. Alkoller, özellikle alkoller sis olarak püskürterek uygulandığında bir alev, kıvılcım veya herhangi bir ateşleme kaynağının yakınında kullanıldığında tutuşabilecek yanıcı sıvılardır. Etilen oksit, hacim olarak %3 ila %100 arasında bir patlayıcı konsantrasyon aralığına sahip olup oldukça yanıcı ve patlayıcı bir gazdır. Sıvı formalin veya paraformaldehit tarafından üretilen formaldehit gazı, karakteristik keskin bir kokuya sahiptir ve oldukça yanıcıdır. Hava ile patlayıcı karışımlar oluşturur ve patlayıcı konsantrasyonları hacimce %7 ila %73 arasında değişir. Hidrojen peroksit güçlü oksitleyici özelliklere sahiptir ve yanıcı madde üzerine yüksek konsantrasyonlu peroksit çözeltilerinin dökülmesi anında yangına neden olabilir. Sulu çözeltilerdeki sodyum hipoklorit patlayıcı değildir, ancak susuz sodyum hipoklorit patlayıcı bir madde haline gelir. Kalsiyum hipoklorit yanıcı değildir. Bununla birlikte, yanıcı maddelerle oksitleyici görevi görür.Kimyasal dezenfektanların diğer kimyasal maddelerle karıştırılması tehlikeli olabilir. Toksik bir gaz olan klor, örneğin asidik temizleme maddeleri gibi asitlerle karıştırıldığında sodyum hipoklorit çözeltilerinden (ağartma çözeltileri) hızla salınır. Bu gibi durumlarda, kullananlara ölümcül olabilecek yüksek klor konsantrasyonlarına maruz kalabilirler. Kalsiyum hipoklorit suda veya ısıtıldığında kolayca ayrışır, oksijen ve toksik klor salar. Amonyak, aminler veya indirgeyici ajanlarla patlayıcı reaksiyona girebilir. Formaldehit güçlü oksitleyicilerle karıştırıldığında, şiddetli reaksiyonlar meydana gelebilir. Formaldehit çözeltisinin (formalin) potasyum permanganat ile karıştırılması patlamaya neden olabilir.Sağlık için tehlikelerFormaldehit etkili bir dezenfektandır. Toksik ve kanserojen bir kimyasaldır ve göz tahrişine, öksürüğe, nefes darlığına, cilt tahrişine, kronik bronşite ve astımın alevlenmesine neden olabilir. Başka bir kanserojen oluşturmak için klor ile reaksiyona girebilir. Etilen oksit solunması halinde toksiktir. Aynı zamanda cildi, gözleri ve solunum yollarını tahriş edicidir. Etilen oksit sinir sistemine zarar verebilir ve kimyasal aynı zamanda bir kanserojendir. Glutaraldehit, cilt, gözler ve solunum sistemini kuvvetli tahriş edicidir. Kimyasalla temas ciltte hassasiyete neden olarak alerjik kontakt dermatite yol açabilir.Kimyasal maddelere maruz kalmak astımı şiddetlendirebilir. Yüksek hipoklorit konsantrasyonları mukoza zarlarını, gözleri ve cildi tahriş edicidir. Konsantre hidrojen peroksit çözeltisi aşındırıcıdır ve ev içi güçlü peroksit çözeltileri lokal yanıklara, mukoza zarının, gözlerin ve cildin tahriş olmasına neden olabilir. Kuaterner amonyum bileşikleri, kimyasal özelliklere ve konsantrasyona bağlı olarak cilt ve mukoza zarında hafif ila şiddetli tahrişe neden olabilir. İyot çözeltileri ve iyodoforları işleyen çalışanlara alerjik reaksiyonlar meydana gelebilir. Konsantre iyot bileşikleri cildi tahriş edebilir. Fenol dezenfektanları ciddi vakalarda cildin tahriş olmasına, lokal yanıklara, baş ağrısına, kusmaya, ishale ve böbreklerde hasara neden olabilir. Alkol dezenfektanları yaralı cildi tahriş edebilir. Konsantre alkol buharının solunması solunum yollarında tahrişe neden olabilir ve merkezi sinir sistemini etkiler.Dezenfektan Kullanımında Güvenlik ProgramıDezenfektanlarla kullanan veya uğraşan çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak için dikkatle planlanmış bir kimyasal güvenlik programı şarttır. Bir kimyasal güvenlik programının amacı, işyerindeki kimyasallara maruz kalmanın olumsuz sağlık ve güvenlik etkileri riskini en aza indirgemek için potansiyel tehlikeleri sistematik olarak tanımlamak ve araştırmaktır. Programda, öncelikle dezenfektanların kimyasal tehlikeleri tanımlanmalıdır. Bu tehlikelerden kaynaklanan riskler, çalışma durumları ve ilgili personel dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Daha sonra, riskleri ortadan kaldırmak veya azaltmak için, etkinlikleri düzenli olarak izlenecek ve gözden geçirilecek uygun önleyici ve / veya kontrol önlemleri oluşturulmalıdır. İlgili tehlike bilgileri ve koruyucu önlemler etkilenen tüm çalışanlara iletilmelidir. Kimyasal güvenlik programı, acil durum müdahalelerinin planlanması ve çalışanların eğitimi gibi diğer unsurları da içermelidir.Kimyasal güvenlik programı, etkin bir şekilde uygulanmasını kolaylaştırmak için işyerinin genel güvenlik yönetim sistemine organize edilmeli ve entegre edilmelidir. İşverenler, programın geliştirilmesi, uygulanması ve sürdürülmesi için yeterli insan gücü ve kaynakları kullanmalıdır.Bir kimyasal güvenlik programı aşağıdaki ana unsurları içermelidir:Risk değerlendirmesi: Dezenfektanların kullanımını içeren malzeme ve süreçlerden kaynaklanan potansiyel tehlikeleri belirlemek ve mevcut kontrol önlemlerinin yeterliliğini ve etkinliğini dikkate alarak bunların ilişkili risklerini değerlendirmek,Güvenlik önlemleri: Riskleri ortadan kaldırmak veya kabul edilebilir seviyelere indirmek için önleyici ve / veya kontrol önlemleri almak ve sürdürmek, Acil duruma hazırlık: Acil müdahale için plan ve prosedürler oluşturmak,Tehlike iletişimi: Malzeme ve süreçlerle ilgili güvenlik ve sağlık bilgilerinin yeterli eğitim ve öğretim yoluyla çalışanlara dağıtılması için uygun ve etkili araçların oluşturulması, İzleme ve gözden geçirme: Kabul edilen güvenlik önlemlerinin etkinliğini, yeni gereklilikler veya malzeme veya süreçlerdeki önemli değişiklikler için gerekli olabilecek düzenli gözden geçirme ve revizyon ile izlemek.İşyerinin bireysel durumuna bağlı olarak, işverenler kimyasal güvenlik programına muayene, kaza araştırması ve sağlık gözetimi gibi diğer unsurları dahil etmeyi yararlı olabilir. Sonuç olarak dezenfektan kullanımında bilinçli davranmak ve dezenfektan tipine göre gerekli kullanım prosedürlerine uymak kendi ve çevremizdekilerin sağlığı açısından çok önemlidir.Prof. Dr. Y. Birol SAYGIBeykoz Üniversitesi  

https://www.bioexpo.com.tr/dezenfektanlar-ve-sagliga-etkileri

ANALYTECH - Analiz ve Laboratuvar Teknolojileri Fuarı

ANALYTECH - Analiz ve Laboratuvar Teknolojileri Fuarı

İlaç ve sağlık endüstrisinden kimya ve üretim endüstrilerine... Analiz teknolojileri kapsamındaki uygulamalara donanım ve hizmet üreten bütün uzmanlar, konunun Türkiye’deki "teknoloji ve ihtisas fuarında" biraraya geliyorlar. Son derece geniş bir sektörel alana yayılan LAB endüstrisi, temel araştırma-geliştirme faaliyetlerinden, ileri teknolojiyle üretilmiş son ürünlere kadar, en gelişmiş know-how ve uygulamaları ile sektör uzmanlarının karşısında buluşuyorlar. Uzmanlar, Analitik ve Laboratuvar alanında eğitimden endüstriye, sağlıktan enerjiye, ürün geliştirmeden üretim proseslerine, Ar-Ge'den kalite kontrole, birbirinden farklı sektörel alanlar için geliştirdiği teknoloji ve bilgi birikimini fuarda çeşitli sergileme, etkinlik ve sunumlar ile aktarıyorlar.6-8 Ekim 2021ICEC - Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı - İstanbulWeb: www.expoanalytech.com

https://www.bioexpo.com.tr/analytech-analiz-ve-laboratuvar-teknolojileri-fuari

BIOTECNICA - Biyoteknoloji, Yaşam Bilimleri ve Endüstrileri Fuarı

BIOTECNICA - Biyoteknoloji, Yaşam Bilimleri ve Endüstrileri Fuarı

Biyoteknoloji; hücre ve doku biyolojisi kültürü, moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, fizyoloji ve biyokimya gibi doğa bilimlerinin yanı sıra makina mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği ve bilgisayar/yazılım mühendisliği gibi mühendislik dallarından yararlanarak, DNA teknolojisiyle bitki, insan ve hayvan biyolojisi ve mikroorganizmaları geliştirmek, doğal olarak var olmayan veya ihtiyacımız kadar üretilemeyen yeni ve az bulunan maddeleri (ürünleri) elde etmek için kullanılan teknolojilerin tümüdür. Biyoteknolojinin farklı sektörlere ve endüstrilere yönelen bilgi birikimi, teknikleri ve ürün teknolojisi tümüyle BIOTECNICA'nın kapsamına giriyor. Bilimsel araştırmalardan laboratuvar ortamlarına, ölçümleme, görüntüleme ve analiz teknolojilerinden endüstriyel proseslere kadar Yaşam Bilimlerinin tüm alanlarında ürün ve hizmet sunan kuruluşlar BIOTECNICA salonlarında bu son derece spesifik alanın uzmanları ve kullanıcıları ile buluşuyorlar.6-8 Ekim 2021ICEC - Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı - İstanbulWeb: www.expobiotecnica.com

https://www.bioexpo.com.tr/biotecnica-biyoteknoloji-yasam-bilimleri-ve-endustrileri-fuari

PHARMANEXT - İlaç Endüstrisi, Teknolojileri ve Bileşenleri Fuarı

PHARMANEXT - İlaç Endüstrisi, Teknolojileri ve Bileşenleri Fuarı

İleri teknolojiler, gelişmeler, uygulamalar ve know-how... İlaç endüstrisinde etken madde ve bileşenlerden bitmiş ürün ve formülasyonlarına, endüstriyel ekipman ve teknolojiden üretim prosesleri ve hizmetlerine... İlaç endüstrisi kapsamındaki uygulamalara teknoloji, donanım ve hizmet üreten bütün uzmanlar, konunun Türkiye’deki yenilikçi ihtisas fuarı ve konferansında biraraya geliyorlar. Klinik araştırma sürecinden bitmiş ürünlerin pazarlanmasına geniş bir spektruma yayılan ilaç endüstrisi, temel araştırma-geliştirme faaliyetlerinden, ileri teknolojiyle üretilmiş son ürünlere kadar, en gelişmiş know-how ve uygulamaları ile sektör uzmanlarının karşısında olacaklar. Uzmanlar ve kurumlar, gelişmiş teknoloji ve bilgi birikimlerini fuarda çeşitli sergileme, etkinlik ve sunumlar ile aktaracaklar.6-8 Ekim 2021ICEC - Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı - İstanbulWeb: www.expopharmanext.com

https://www.bioexpo.com.tr/pharmanext-ilac-endustrisi-teknolojileri-ve-bilesenleri-fuari-1

Otel Odalarında Hidrojen Peroksit Dezenfeksiyonu

                                                                                                                                                                        Nebulizatör CihazıOtel odalarından misafir çıktığında, dezenfektanlı ürünler de kullanılarak detaylı temizlik yapılır. Ancak yine de, ulaşılması zor bölgelerdeki mikroorganizmaları öldürmek mümkün olmaz. Covid-19 salgını ile birlikte, otel odalarının dezenfekte edilmesi büyük önem kazanmıştır. Hidrojen Peroksit sisiyle yapılan dezenfeksiyon, COVİD-19’un bulaşma riskine karşı güvenli koruma sağlar..Misafir odadan çıktığında odaya konan nebulizasyon cihazı, Hidrojen Peroksit solüsyonunu sis haline getirerek odanın içine yayar. Oda içinde her noktaya etkili olması için dolap kapakları, çekmece kapakları ve WC kapısı açık olması gerekir. H2O2 sisinin odadan çıkmaması için kapı ve pencerenin kapalı olması, tuvalet aspiratörünün kapalı olması ve kapı altlarının bir bantla sızdırmaz hale getirilmesi gerekir. Oda hacmine göre hesaplanan miktarda H2O2 solüsyonu 1,5 saat süresince odaya sis halinde yayılır. Bu işlem sonucunda, temizlik esnasında bile ulaşılamayacak her noktadaki mikroorganizmalar ölür. Daha sonra cihaz kapatılır ve yarım saat beklenir. Bu beklemeden sonra kapı, pencere ve aspiratör açılarak 1 saat kadar mahallin havalandırılması gerekir. 1 saat sonunda, oda içinde H2O2 kalıntısını ölçmek için ölçüm aletiyle 2 dakika aralıklarla 3 kez ölçüm alınır ve H202 kalıntısının kalmadığı anlaşılınca oda kullanıma açılır.İşlem sırasında 1,5 saat çalışma süresini tamamlayan cihazın alınarak başka odaya götürülmesi gerektiğinde veya işlem sonunda  bekleme sırasında kapı ve pencereleri açmak için odaya girildiğinde gaz maskesi ve eldiven ile girilmelidir..H2O2 Dezenfeksiyon uygulaması ile ilgili, havalandırma ve klima tekniği konusunda dünyanın en eski kuruluşu olan ve standartları yazan ASHRE (American Society of Heating, Refrigerating and Air-Conditioning Engineers)’nin açıklaması aşağıdadır.Mak. Müh. Hüseyin Şahinoğlu/ Havak A.Ş.

https://www.bioexpo.com.tr/otel-odalarinda-hidrojen-peroksit-dezenfeksiyonu-1

COVID-19 SAĞLIK SEKTÖRÜ İÇİN BİZE NELERİ ÖĞRETMELİ VE HATIRLATMALI?

 Covid-19 gelişmelerini araştırırken, 1918 yılındaki İspanyol Gribi haberlerine baktım. İspanyol Gribi pandemisi bir seneden az zamanda tahmini 40 ila 100 milyon civarında insanı öldürmüştü. Bu sayı Birinci Dünya Savaşında ölen insan sayısını aşmaktadır. Bir başka özelliği de ölenlerin çoğunlukla sağlıklı genç erişkinler olmasıdır. Pandemi, Türkiye dahil tüm dünya ülkelerini etkilemiş olup, 1918’in Eylül ile Kasım ayları arasında zirve noktasına ulaşmıştır. Dünya genelinde toplantılar yasaklanmış, okullar tatil edilmiş, kütüphanelerde kitap dağıtımı durdurulmuş, ulaşım araçları dezenfekte edilmiş ve el sıkışmak bile suç sayılmıştır. Eğer İspanyol Gribi pandemisi bize bir şey öğretmiş olsaydı, birçok ülke daha ilk vakalar göründüğünde gerekli tedbirleri almakta gecikmemiş olurdu (sınırlarını kapatmak, sosyal mesafeyi korumak, maske kullanılması vb.). Bu önlemler zamanında alınmış olsaydı, hastanelerin kapasitesi yetersiz gelmez ve ölüm sayıları bu kadar artmazdı. Kuzey İtalya’da korona virüsün hızla yayılması sonucu, hastanelerin 3 haftadan az bir sürede alarm verdiği görüldü. Tıbbi malzeme ve sağlık çalışanı sayısının ne kadar yetersiz olduğu anlaşıldı. Doktorlar çok ağır durumda olan ya da yaşları yüksek hastaları geri çevirmek gibi çok kritik kararları almak zorunda kaldılar. Acil olmayan ameliyatlar iptal olurken, solunum cihazlarına erişim sınırlı hale gelince, paylaşım önceliği gibi konular tartışılmaya başlandı. Her ülkede sağlık çalışanı, yatak ve ekipmanı yeterliliği konusunda ciddi tedirginlikler oluştu. Maske konusunda bile, birçok ülkenin ne kadar yetersiz olduğu görüldü. Çin'den 2 milyardan fazla maske sipariş eden Fransa'nın, İsveçli bir şirkete ait olan ve Fransa üzerinden transit olarak İtalya ve İspanya’ya gönderilen 4 milyon maskeye el koyduğu yazıldı. Öte yandan İtalya'ya giden koruma kıyafetlerine Çekya el koyarken, Almanya da sipariş verdiği maskelerin Çin Havaalanı’nda bir anda kaybolduğunu açıklandı.Sağlık Bakanımız geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada, Türkiye'nin yerli solunum cihazı üretimine başlayacağını müjdeledi. Bu arada farklı sektör iş birlikleri ile seyyar hasta izolasyon odası ve test için numune alma kabinleri prototip çalışması ve uygulamaları hayata geçmeye başladı. Yerli solunum cihazı gibi diğer ithal edilen medikal cihaz ve ekipman üretimi için neden bu kadar bekledik ve kendimiz üretip ihracat bile yapabileceğimiz halde sürekli ithal ettik? Yerli üretimin önemini anlamamız için korona virüsü ile karşılaşmamız mı gerekirdi? Ülkelerin kendi yerli teknolojilerini geliştirmesinin ne kadar önemli olduğunun umarım artık hepimiz anlamışızdır. Bu pandeminin en ironik olaylarından biri de Avrupa Birliği üyelerinin birbirine yardım edememesi ama Küba’nın Avrupa ülkelerine yardım etmesi oldu. Küba sağlık sektörünün, ülkedeki tüm olumsuz koşullara ve yıllardan beri uygulanan ambargolara rağmen ulaştığı başarılı nokta herkese örnek olmalıdır.Bir pandemi başladığında, şüphesiz ilk beklenen, hastalığın ilaç ve aşısıdır. Bu sebeple ülkemizin aşı tarihçesine kısaca bir baktım. Ülkemizde aşı üretimi için çalışmalar ilk Osmanlı İmparatorluğu Döneminde başlamış. 1721 yılında İngiltere Büyükelçisinin eşi Lady Mary Montagu ülkesine yazdığı bir mektupta, İstanbul’da çiçek hastalığına karşı “aşı denilen bir şey” diyerek kastettiği varilasyon metodunu hayretle bildirmiştir. Bu mektup Osmanlı İmparatorluğu Döneminde aşı yapımına ilişkin ulaşılmış en eski belgedir. Aşı üretim çalışmalarını yürütmekte olan Pasteur, çalışmalarını sürdürebilmek için dönemin devlet başkanlarına maddi katkı için yazı yazar, yazılardan birinin 2. Abdülhamit’e ulaşması sonrasında, 2. Abdülhamit yardım yapabileceğini ancak Pasteur ’ün çalışmalarını İstanbul’da sürdürmesini ister, bu teklif Pasteur tarafından kabul görmeyince ikinci teklif oluşturulur, Pasteur’e Mecidiye Nişanı ile birlikte 10.000 altın yollanır, aynı zamanda Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şâhâne’den 3 kişinin de yanında asistan olarak yetiştirilmesi istenir, gönderilen 3 kişilik bu ekip, çalışmalara temel teşkil etmesi için “kuduz mikrobu” enjekte edilmiş bir kemik iliği ile geri döner. 1887’nin ocak ayında Bakteriyoloji Ameliyathanesi (Kuduz Tedavi Müessesesi) kurulur. Bu kurum dünya’da üçüncü, doğunun ise ilk kuduz merkezi olmuştur. Daha sonra bu merkez difteri serumu da üretmiştir.1892 yılında bakteriyolojihane daha sonra ilk çiçek aşısı üretim evi (Telkihhane) kurulmuş, 1892-1913 yılları arası, difteri, sığır vebası, kızıl serumları, tifo, kolera, dizanteri ve veba aşıları hazırlanmış ve uygulanmıştır. 1928 yılında kaydedilen en önemli gelişmelerden biri, 1267 sayılı yasa ile Ankara'da Merkez Hıfzısıhha Enstitüsü'nün kurulması ve bakteriyolojihane ile, kimyahanenin bu çatı altında birleştirilmeleridir. Ülkemizde ilk verem aşısı 1927 yılında üretilmiştir. 1934 yılında Telkihhane (Çiçek Aşısı Üretim Merkezi) ve İstanbul'daki Kuduz Enstitüsü de kapatılmış ve aşı-serum üretimi tek merkezde toplanmıştır. Bu dönem, aşı ve serum üretiminin kamusal bir görev ve sorumluluk olarak algılandığı bir dönemdir. 1930-40'lar aşı serum üretiminin hızla arttığı yıllardır. Milyonlarca doz toksoid difteri ve tetanoz aşıları, Semple tipi kuduz aşısı, çiçek aşısı, kuduz serumu, pnömokok aşısı üretilmekte, dünyadaki gelişmeler yakından izlenmekte ve yerli yabancı ilaç kontrolleri yapılmaktadır. 1940'lı yıllarda tifo, Cox tipi tifüs, tifo-tifüs karma, tifo-difteri karma, intradermal BCG, veba-kolera karma, veba-kolera-tifüs karma, difteri-tetanoz karma, boğmaca-difteri karma, influenza tifo-difteri-tetanoz karma aşıları üretilmiştir. Aşı ve serum üretimiyle ilgili alt birimler Dünya Sağlık Örgütü tarafından uluslararası standartlara uygun oldukları yönünde belgelenmektedir, 1950 yılında Ulusal İnfluenza Merkezi ve BCG Laboratuvarı Dünya Sağlık Örgütü tarafından tescil edilmiştir. Bu yıllarda difteri-boğmaca-tetanoz aşısı üretilmiş ve kuduzla ilgili çalışmaları nedeniyle Dr. Zekai Muammer Tunçman'a Fransız hükümeti tarafından 1959 yılında Légion d'honneur nişanı verilmiştir. 1965'te kuru çiçek aşısı üretilmiş ve ülkemiz, 1960-70'li yıllarda kendine yetecek düzeyde bakteri aşılarını üretir duruma gelmiştir. 1968 yılında Serum Çiftliği kurulmuştur. Burada; tetanoz, gazlı gangren ve difteri antitoksik, kuduz antiviral, şarbon antibakteriyel, akrep antivenom serumları üretilmiştir. Hastalıkların ortadan kalkması nedeniyle 1971 yılında tifüs ve 1980 yılında çiçek aşılarının üretimine son verilmiştir. Kasım 2011 de Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü Aşı Serum Üretimi Merkezi kapatılmıştır. Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü görev ve yetkileri yeni kurulan Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’ne devredilmiştir. Biyoteknolojideki gelişmelerin izlenmemesi, Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü Aşı Serum Üretimi Merkezine yatırım yapılmaması, işgal altındaki İstanbul'da dahi aşı ihraç eden bir ülkeyi, aşı ithal eden bir noktaya geriletmiştir. Aşı gereksinimini karşılamak için Sağlık Bakanlığı her yıl yaklaşık olarak 18 milyon dolar dış ülkelere ödeme yapmaktadır. Türkiye'de uygulanmakta olan tüm bakteri ve virus aşılarının üretilebileceği bir Yeni Aşı Üretim Tesisleri Kurulması Projesi’nin maliyeti ise bir defaya mahsus olmak üzere 40 milyon dolar olarak hesaplanmıştır (Özcengiz, 2002).Şunu da hatırlatmak isterim, veteriner aşılar uzun yıllardan beri ülkemizde üretilmektedir. İlk olarak 1901 yılında Pendik Veteriner Bakteriyolojihanesi şimdiki adıyla “Pendik Veteriner Enstitüsü” sonra sırasıyla Ankara-Etlik, İzmir-Bornova, Samsun, Ankara Şap Enstitüsü, Adana, Konya ve Manisa Tavuk Aşıları Üretim Enstitüsü kurulmuştur. Özel sektörün veteriner aşı üretimi yapmaya başlaması ise 1990 yılında olmuştur. Veteriner aşıların aksine, beşeri aşılarda ise uluslararası aşı üreticileri ile rekabet edemeyen özel sektör üretim için yatırımlara henüz başlamıştır.İster pandemi, ister ekonomik kriz, ister ambargo, nedeni ne olursa olsun ilaç, aşı ve gıdaya ithalat yoluyla erişemediğimizde ne olacak? Bu devirde unutmayalım ki, yukarda bahsi geçen nedenler, ülkelerin karşı karşıya kalacakları en hayati risklerdir. Şüphesiz dileğimiz Covid-19 pandemisinin en kısa sürede ve en az hasarla atlatılmasıdır. Ancak bu pandemi, ülkelerin yerli teknolojileri ile aşı, ilaç hammaddesi ve tarım/hayvancılık ürünleri üretmesinin ne kadar önemli olduğu bir kez daha gözler önüne sermiştir.Ecz. E. Dilek Sunar20/04/2020

https://www.bioexpo.com.tr/covid-19-saglik-sektoru-icin-bize-neleri-ogretmeli-ve-hatirlatmali

TANI TEKNOLOJİLERİNDE COVID-19 İLE YENİ DÖNEM

COVID-19 ile mücadele sürecinde gündemde yer alan ana başlıklardan biri tanı teknolojileri oldu. Tanı teknolojilerini geniş bir başlık olarak ele alıp neler olduğunu, dünyadaki gelişmeleri ve bu alana yapılan yatırımları değerlendirmek için COVID-19 ile mücadele sürecini değerlendirmek için 4 fazdan oluşan bir yaklaşım kullanmak isterim. Her bir fazı kısaca tanımladıktan sonra, o faz içinde tanı teknolojilerinin yerinden ve gelişmelerden kısaca bahsedelim.Faz 1, ilk şok ve salgınla sahada mücadele için ilk tepki. Öncelikle tanının kritik olduğu, hemen onu takiben hastanede mücadelenin ve dolayısıyla sağlık altyapısının uygun hale getirilmesinin önceliği oluşturduğu faz. Faz 1 sürecinin en temel bileşenlerinden biri aktif olarak enfekte olan kişilerde COVID-19 tanısı için yapılan RT-PCR tanı testleri. Bunlar, genetik analizlerle kişinin aktif olarak enfekte olup olmadığına bakıyor. Bu tanı testlerinin devamı ve sayısının artmasının önemi tartışmasız olduğu için mevcut tanı teknolojisinin sahada yaygınlaşması ve üretimin artması için farklı ülkelerde de Türkiye’de de önemli bir çaba söz konusu oldu. Aynı zamanda bu tanı testlerinin daha hızlı sonuç verebilmesi ve sonucun doğruluğu son derece kritik olduğu için tanı teknolojileri gündemi daha fazla meşgul eder hale geldi. Bir yandan mevcut teknolojiyle kit üretimleri ve test uygulamaları devam ederken bir yandan da yeni teknolojiler ile sürecin etkinleştirilmesi yönünde araştırma kuruluşlarında ve şirketlerde çalışmalar başladı. Bu alanda çalışmaların desteklenmesine yönelik özel çağrılar ve bütçeler oluşturuldu. Dünyada tanı teknolojileri üzerine çalışan startuplara ilgi arttı ve öne çıkan birkaç yatırım anlaşması gerçekleşti. COVID-19 ile mücadele sürecinin 1.fazının ana odağı tanı teknolojilerinin yaygınlaşması ve aynı zamanda geliştirilmesi olurken tanı teknolojileri konusu mücadelenin bu fazıyla sınırlı kalmıyor. Faz 2,  tanı ve tedavi sürecinin yönetilebilir hale geldiği ve aynı zamanda tanı ve tedaviye yönelik altyapının tamamlandığı, sahada mücadelenin sistematik olarak devam etmeye başladığı bir dönem. COVID-19’a ilişkin bilimsel verilerin arttığı fakat belirsizliğin devam ettiği ve özellikle platoya ulaşan ülkelerde ekonomik faaliyetin kademeli normalleşmesi için planlamanın ve aynı zamanda yeniden açılmanın başladığı dönem. Bu noktada aynı zamanda bağışıklık taraması gündemde. Bugünlerde daha sık duymaya başladığımız antikor testleri ile toplumun bağışıklık kazanma durumunun  tespiti söz konusu. Burada COVID-19’da bilinmezliklerden kaynaklı bilimsel tartışmalar sürse de, faz 2’nin ana gündem maddelerinden birini oluşturmaya devam edecek. Serolojik test ya da antikor testi olarak bilinen bağışıklık testleri, toplumda kimlerin COVID-19’u aldığı ve hastalığı geçirdiğini tespit etmeye yarıyor. Bu testler, pandeminin ilk günlerinden beri gündemimizde olan COVID-19 tanısı için yapılan RT-PCR testlerinden tamamen farklı. Kişi, COVID-19 ile enfekte olduktan bir süre sonra üretilen antikorların tespiti için serolojik test yapılıyor ve kişinin hastalığı geçirip geçirmediği yani bağışıklık kazanıp kazanmadığı tespit ediliyor. Harvard Üniversitesi İmmünoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları’nın başındaki Sarah Fortune, antikorların enfeksiyon sonrasında kanda kalmaya devam ettiğinin ve virüse spesifik olduklarının altını çiziyor. Kanda kalma süresi COVID-19 için hala netleştirilmeye çalışılıyor ve buna ilişkin bilimsel tartışmalar devam ediyor. Bir yandan da bu alanda tanı teknolojileri üzerine çalışan uluslararası araştırma grupları oluşturuluyor ve şirket çalışmaları yaygınlaşıyor.  Her gün yeni yayınlarda gördüğümüz gibi, COVID-19’u birçok kişi semptomsuz ya da hafif semptomlarla geçiriyor. Toplumda kimlerin COVID-19 geçirdiğini bilmek, ülkelerin sokağa çıkma yasağı, iş yerlerinin kapatılması gibi önlemlerini kademeli olarak hafifletmesi ve işe geri dönüşlerin başlayabilmesine yardımcı olacak. Antikor testleri, tanı için yapılan testlere göre çok daha basit ve kısa zamanda yapılan testler. Son günlerde işe geri dönüşü başlatabilmek için bağışıklık taraması farklı ülkelerde gündeme yerleşmeye başladı. Geçtiğimiz hafta FDA (Amerika İlaç ve Gıda Kurumu) ilk bağışıklık testinin afet durumunda kullanımı (EUA (Emergency Use Authorization) için onay verdi yani bağışıklık testi uygulanabilir hale geldi. Aynı zamanda FDA, CDC (ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri) ve NIH (ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü) bağışıklık taraması odaklı bir Ar-Ge ortaklığı kurdu ve en etkin antikor paneli üzerine çalışmaya devam ediyorlar. Mayıs başında Amerika’da toplumsal bağışıklık taramasının başlatılması hedefleniyor. Almanya’da “Bağışıklık Pasaportları” gündemde. Almanya, işe geri dönüşlerin başlayabilmesi için Nisan ortasına kadar 100 bin gönüllüye bağışıklık taraması yapılacak bir proje başlatıyor. Sosyal mesafe sınırlamalarının kalkabilmesi için ekonomik faaliyeti başlatabilecek kişileri tespit etmenin önemini vurguluyorlar. İngiltere Sağlık Bakanı, “Bağışıklık Sertifikaları”nı değerlendirdiklerini ve bunun insanların normal hayata dönmeye kademeli olarak başlamaları için önemli olduğunu vurguladı. Yine Fransa Sağlık Bakanı’nın da gündemindeydi. Avrupa dışına bakınca ise, Çin’de zaten 8 antikor testinin onaylandığını ve uygulandığını görüyoruz. Bu testler aynı zamanda Güney Kore, Singapur ve Avustralya’da da onaylandı. Her ne kadar antikor tespitine ilişkin belirsizlik devam etse de, bir yandan ülkeler ekonomik faaliyetin normalleşmesi süreçlerinin bir parçası olarak bağışıklık taraması için tanı teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik çalışmaları desteklemeye ve gündemlerinde tutmaya devam ediyor. Faz 3’ün odağının salgınının etkilerini sınırlandırılmak  ve kontrol altına almak olmasını bekliyoruz. Öncelikle Faz 2’nin Faz 1’e göre daha uzun süreceğini, Faz 3’ün ise daha da uzayacağı beklentisini söylemekte fayda var. Ekonomik faaliyetin normalleşmeye devam ettiği fakat bir yandan COVID-19 ikinci etki dalgasının da mümkün olduğu bir dönem. Aynı zamanda tedavide gelişmelerin uygulamaya dönüştüğü, aşı çalışmalarında klinik çalışmaların genişlediği ve herkese ulaşmasının henüz mümkün olmasını beklemesek de aşı üretiminin gerçekleşmesini beklediğimiz faz. Bununla birlikte tanı testlerinin yaygınlaşmış ve tanı teknolojilerinin hızlı ve yaygın teste minimum altyapı ile imkan verecek gelişmişliğe ulaşılmış olmasının beklendiği bir faz 3 döneminden bahsediyoruz. Böyle bakınca faz 3’e kadar tanı teknolojilerine bu anlamda yapılan yatırımların artacağını da söylemek mümkün hale geliyor. Faz 4 ise artık Yeni “Yeni Normal” diye tanımlayabileceğimiz aşama. Burada tanı teknolojilerinin artık başka bir boyut kazanmasını bekliyoruz. Burada önemli nokta COVID-19 geçirip iyileşenlerin izleme aşaması. İzleme sürecinde de farklı bileşenlerde tanı ihtiyacı doğacak gibi görünüyor. Buna yönelik çalışmalar henüz gündemde olmasa da orta vadede tanı teknolojilerini bu izleme sürecinin bir parçası olarak görmekte fayda olacak çünkü iyileşerek atlatanların özellikle akciğerlerinde kalan hasar önemli gibi duruyor. Maalesef bu hasarların önümüzdeki yıllarda farklı hastalıklara dönüşme ihtimallerini biliyoruz. Yani artık bulaşıcı hastalıkların da, bulaşıcı olmayan hastalıklar için bir risk faktörü olduğunu hatırlamamız lazım. BOH gündeminde sigara, alkol kullanımı gibi risk faktörlerini değerlendirerek oluşturduğumuz kronik hastalık yönetim mekanizmalarına mutlaka bulaşıcı hastalıklar sonrasındaki tanı ve takibi de katmak gerekiyor. Yani bugünden çalışmaya başlamamız gereken bir konu da iyileşen vakaların takip ve izleme mekanizmasını oluşturmak. Yeni tanı teknolojilerini aynı zamanda bunun bir parçası olarak düşünmek.Selin ArslanhanKurucu, ReDis Innovation22/04/2020  

https://www.bioexpo.com.tr/tani-teknolojilerinde-covid-19-ile-yeni-donem

OTELLERE SERTİFİKASYON ALMALARI İÇİN 'İZOLASYON ODASI' ŞARTI GETİRİLDİ

Kültür ve Turizm Bakanlığınca, Kovid-19'la mücadele sürecinde, turistik tesislerin "Sağlıklı Turizm Sertifikasyonu" alabilmeleri için kriterler belirlenirken, "izolasyon alanları ve odaları" oluşturma şartı, kriterlerin başında yer aldı. AA muhabirinin, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının internet sitesinde yer alan "Konaklama tesisleri, yeme ve içme tesisleri için pandemi süresince yapılacak Kovid-19 ve hijyen uygulama şartları"ndan derlediği bilgiye göre, ulaşım ve konaklama tesisleri, sağlıklı bir tatil için gerekli önlemleri yerine getirecek, sertifikasyon almaya teşvik edilecek ama mecbur tutulmayacak.  Turistik işletmeler, ulusal veya uluslararası hijyen ve temizlik malzemesi tedarikçisi kuruluş iş birliğinde, Bakanlıkça belirlenen kurum veya kuruluş tarafından yapılacak denetim sonucunda belirlenen şartları taşımaları halinde belgeyi alabilecek. Turistik işletmelerin, tüketicinin beklentilerini karşılayarak olumlu algı ve rekabet üstünlüğü yakalamaları için öncelikle tüm süreci yönetecek bir yönetici görevlendirmeleri, tüm departmanlarına yönelik protokoller hazırlamaları, çalışanlara bu konularda eğitim verilmesini sağlamaları, hijyen ve dezenfeksiyon ile sosyal mesafe konusunda etkin çalışma yürütmeleri hedefleniyor. Oteller sertifikasyon için sosyal mesafe planı hazırlayacak Oteller, misafirin otele girişinden acil durum ve izolasyona kadar farklı başlıklarda 132 kriteri şartları yerine getirerek sertifika alacak. Buna göre, sertifika almak isteyen tesisler, tüm departman ve birimleri için hijyen uygulamalarını kapsayan protokoller hazırlayacak. Otellerde, sosyal mesafe planı hazırlanacak. Ortak kullanım alanlarında alkol bazlı el antiseptiği veya dezenfektanı bulunacak. İşletme bünyesinde görev alan çalışanlara, uygulanacak plan ve protokoller konusunda periyodik temel eğitimler verilecek. Otel çalışanlarına günde iki defa vücut ısısı ölçümü yapılacak Kovid-19 ve hijyen uygulamalarına ilişkin personel alanları ve genel alanlara duvar şemaları asılacak. Hazırlanan duvar şemalarının en az 3 dilde çevirisi yapılacak. Tesiste, koruyucu kıyafet ve ekipman ile tesis girişinde de maske hazır bulundurulacak. Çalışanların işe giriş ve çıkışlarında vücut ısısı ölçümleri termal sensörle yapılarak, biyometrik yüz tanımları aynı anda kayıt altına alınacak ve takibi sağlanacak. Tesis personeline müdahale planı Otellerde, acil durumlar ile hasta, semptomlu ve şüpheli vaka tespit edilmesi halinde ulaşılacak kişi ve kurumlar belirlenecek. Misafirlerin otele girişte ve konaklamaları sırasında öksürme, halsizlik, yüksek ateş gibi hastalık durumu göstermeleri halinde tesis personelinin müdahale planı oluşturulacak. Otel içerisinde acil durumlarda izolasyon alanları ve odaları oluşturulacak. İzolasyon alanlarının kullanımı ve tahliyesi sonrasında temizlik şartları belirlenecek ve temizlik uygulamaları kayıt altına alınacak. Otellere termal kamera Gelen ziyaretçilerin termal kamera veya temassız termal sensörlü ateş ölçerlerle vücut sıcaklığı kontrolleri gerçekleştirilerek yüz görüntüleriyle kayıt altına alınması sağlanacak. Sıcaklık aralığı haricinde bir tespit mevcut ise değişimler de kayıt altına alınacak. Tesis çalışanları MEB onaylı Hijyen Eğitimi Sertifikasına sahip olacak. Kovid-19'lu hastanın odasındaki eşyalarına da izolasyon Oteller, acil durumlar ile hasta, semptomlu veya şüpheli vaka tespit edilmesi halinde uygulanacak protokolü, ulaşılacak kişi ve kurumları belirleyecek. Misafirlerin otele girişte veya konaklamaları sırasında herhangi bir hastalık belirtisi göstermeleri halinde (öksürme, halsizlik, yüksek ateş gibi) personelin, müdahale planı hakkında bilgisi olacak. Kovid-19 teşhisi konulan misafirin odasındaki nevresim, çarşaf, havlu gibi tüm tekstil malzemesi ayrı ayrı poşetlere konularak çamaşırhane veya otel dışında çamaşır yıkama hizmeti alınan firmaya iletilerek, bu ürünlerin diğer malzemelerden ayrı olarak yıkanması sağlanacak. Tesis çalışanları, kendilerinde Kovid-19 şüphesi duyduklarında veya hastalık belirtisi gösterdiklerinde durumu tesis yöneticisine bildirecek. Otellerdeki oda ve havlu kartları dezenfekte edilecek Misafirin otele giriş işlemleri, sosyal mesafe konusunda bilgilendirilmesi, bulaşı riski dikkate alınarak misafirin valiz veya eşyalarının kendisi veya belboy tarafından taşınacağına ilişkin bilgilendirmeye yönelik protokol hazırlanacak. Resepsiyonlarda alkol bazlı el antiseptiği veya dezenfektanı, koruyucu ekipmanlar bulundurulacak. Misafirlerin yapacağı ödemelerde, nakit ödeme yerine mümkün olduğunca temassız pos cihazları, online ödeme gibi yöntemler tercih edilecek. Oda kartı veya anahtarı, havlu kartı, kalem, resepsiyon zili gibi ekipmanların kullanım tekrarı olması durumunda dezenfeksiyonu gerçekleştirilerek uygun şekilde muhafazası sağlanacak. Odalar her misafir sonrası dezenfekte edilecek Odalardaki su ısıtıcıları, televizyon ve klima kumandaları misafirler otelden ayrıldığında dezenfekte edilecek. Odalarda şampuan, sabun, duş bonesi, bardak, tabak, çatal, bıçak takımları gibi malzemelerin tek kullanımlık olması için düzenleme yapılacak. Mutfaklar, otel yönetimi tarafından hazırlanmış bir temizlik protokolüne sahip olacak. Bu protokole göre gerçekleştirilen uygulamalar kayıt altına alınacak. Mutfaklarda tüm gıdalar temiz, gıdaya uygun nitelikte bir ekipman ile ve üzeri kapalı olarak depolanacak. Masalar arasına en az 1,5 metre kuralı Masalar arasında en az 1,5 metre, sandalyeler arasında ise 60 santimetre mesafe bırakılacak. Yeme ve içme alanlarında servis ekipmanları servis öncesi ve sonrası düzenli olarak temizlenecek. Otellerde ortak kullanımdaki çay ve kahve makinası, sebil, içecek makinası ve benzeri cihazlar kaldırılarak, misafirlere bir görevli aracılığıyla bu cihazlardan içecek verilmesi sağlanacak. Yemek masaları ve mobilyalarının, masa üstü ekipmanlarının (tek kullanımlık olanlar hariç) alkol bazlı ürünler ile temizlikleri her müşterinin kullanımı sonrasında gerçekleştirilecek. Açık büfede yemekleri görevliler servis edecek Masa üzerinde tek kullanımlık tuzluk, biberlik, peçetelik bulunacak. Açık büfe uygulamasının sürdürülmesi durumunda, büfede bulunan yiyeceklerin misafirler tarafından alınmaması ve yiyeceklerle temas kurulmamasına yönelik bir cam siperlik bulunacak. Önlemler dahilinde bir görevli tarafından, istenen yiyeceklerin misafire verilmesi sağlanacak. Havuz ve plajlar Sertifikasyon için, havuz suyundaki klor seviyesinin açık havuzlarda 1-3 ppm, kapalı havuzlarda ise 1-1,5 değerlerinde tutulması istenecek ve bu değerlerin periyodik olarak kayıt altına alınması talep edilecek. Havuz ve plaj çevresindeki tuvaletler, duş ve soyunma kabinleri sık sık temizlenecek ve dezenfekte edilecek. Bu çalışmalar kayıt altına alınacak. Sauna ve hamama 30 dakika sınırlaması Sauna, hamam, buhar banyosu gibi alanların kullanım süresi en çok 30 dakika ile sınırlandırılarak sonrasında en az 15 dakika, alanın temizlenmesi için düzenleme yapılacak. Bu alanlara giriş çıkış saatleri ile kişi sayısı sınırlandırması yapılacak, ilgili alanları kullanan misafirler kayıt altına alınacak. SPA içerisinde uygun hava kalitesi sağlanarak, nem oranı kontrol altına alınacak. Kese, sabun, duş jeli, şampuan gibi malzemelerin mümkün mertebe tek kullanımlık olması sağlanacak. (AA) Bakınız: İzolasyon Odaları ve Taşıması Gereken Özellikler Kaynak: http://www.tourexpi.com/tr-tr/news.html~nid=162255&u=1f00fdf0c1f5623348e716fafe04cd87&frmnw

https://www.bioexpo.com.tr/otellere-sertifikasyon-almalari-icin-izolasyon-odasi-sarti-getirildi

YAPAY ZEKA AŞI GELİŞTİRMEDE NASIL DAHA FAZLA HIZ VE DOĞRULUK SAĞLAYABİLİR?

Tıp alanında son otuz yılda muazzam gelişmeler olsa da insan vücudu hakkında hala henüz keşfetmediğimiz çok şey var. Sağlık sektörünün misyonu bu nedenle tıp alanındaki kolektif anlayışımızın ön cephesinde sürekli şekilde denemeler yapmaktır. Bulaşıcı hastalıklara karşı atılacak adımlar bunun sadece bir tarafı fakat küresel sağlık ve yaşam beklentisini iyileştirmek açısından çok önemli bir bölümü kapsıyor.Akut hastalıkları kronik hastalıklardan ayıran en önemli konu aciliyet durumudur. Yeni bir tür hastalık ortaya çıktığında hastalığın viral doğası, modern toplumların birbiriyle olan bağlantısallığıyla birlikte tedavi gerektiren vaka sayılarında katlanarak ilerleyen çok hızlı artışlara neden olabilir. Bu hem hükümetlerin hem de sağlık altyapılarının üzerinde çok ciddi bir baskı oluşturur. Çünkü normal sosyal ve ekonomik yaşan tekrar devam edebilsin diye salgının yayılmasını önleyici tedbirler alınması gerekir ve tedaviler uygulanmak zorundadır. İlaç sektörü şirketleri burada çok kritik bir rol oynuyor. Yapay zeka (AI) ve diğer gelişmiş analitik teknolojilerin kullanımı sayesinde ilaç şirketleri tedavilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına giden süreci hızla ivmelendirebilir. Aşı geliştirme sürecine hangi aşamalar dahil? Bulaşıcı hastalıkların yarattığı aciliyet durumu bir aşı bulunmasına yönelik süreçleri kendiliğinden hızlandırıyor. Sağlık profesyonellerine etkin bir tedaviyi olabildiğince hızlı ulaştırma ihtiyacı ve buna bağlı olarak hızlı adımlar atılmasına yönelik ihtiyaç, araştırmacılar ve doktorlardan düzenleyici otoriteler ve üreticilere birçok kurumu birleştiriyor ve harekete geçiriyor. Bu gruplar yorulmadan ve kararlı bir hedef için çalışsa bile aşı geliştirmenin tüm süreçleri yılları bulabiliyor. Bir tedavinin piyasaya sunulmaya hazır hale gelmesinden önce birçok adım var. Bu adımlar şöyle: Araştırma aşaması; Aday aşıların kısa listeye alınması için binlerce bileşenle yapılan çalışmalar ve bağışıklığın nasıl tepki verdiğine ilişkin araştırmalarKlinik deney öncesi aşama; Gerekli antijenlerin belirlenmesi ve aşı konsept ve tasarımına dönüşmesi için yapılan laboratuvar analizleriKlinik geliştirme; aşının farklı karakterdeki test grupları üzerinde denenmesiOtoritelerin gözden geçirmesi ve onayı; aşının güvenliğinin onaylanması ve sağlık düzenlemeleriyle uyumunun teyit edilmesiÜretim ve kalite kontrol; kitlesel dağıtıma hazırlık için aşının geliştirilmesiÜretilen aşının etkinliği ve güvenliğini sağlamak, yan etkilerinin düzgün bir şekilde anlaşılması ve hastalık riski yeterli oranda minimize edilene kadar tutarlı ve ölçeklendirilebilir şekilde üretilebilmesi için tüm bu adımlar şart. Geçmişte bu sürecin karmaşıklığı, düzenlemeler ve her bir aşamadaki maliyetler ortaya çıkan sağlık sorunlarına verilen tepkileri yavaşlattı. Şimdi yapak zeka alanındaki gelişmiş teknolojiler sayesinde tedavileri sahaya ulaştırdığımız süreçleri hızlandırma fırsatımız var. AI bu sürece nasıl katkı sağlayabilir? Aşı geliştirilmesi gibi karmaşık bir konuda geceden sabaha bir gelişmeyi asla bekleyemeyiz. Fakat bu süreci aksatan bazı kısıtları ve darboğazları ortadan kaldırmak konusunda bir şeyler yapabiliriz. Veri analitiği otomasyonundaki gelişmeler ve her bir keşif safhasında ne olduğuna ilişkin görselleştirmelerin iyileştirilmesi bazı verimsizlikleri ortadan kaldırabilir, aşı geliştirme sürecini hızlandırmaya yardımcı olabilir ve yüksek ölçekte üretim için operasyonları kolaylaştırabilir. İşte her aşamada AI teknolojilerinin oynayabileceği roller: Araştırma/klinik deney öncesiİlaç keşfinin ilk fazları genelde daha önceki çalışmaları ve tedavileri temel alarak aday aşıları filtreleme süreci içerir. Araştırmacılar muazzam büyüklükteki dijital veri kütüphanelerini işlemek için AI kullanabilirler (binlerce ilaç bileşeninin özelliklerini analiz etmek gibi adımlarda). Ve potansiyel tedavi adaylarına giden bu süreçte manuel işlemlerden çok daha kesinlik sağlanacaktır. AI bu aşamalarda karmaşık insan verisinden oluşan DNA dizilimleri için de kullanılarak klinisyenlerin genetik uyum ve bağışıklık tepkisi testlerini yapmalarına olanak sağlar. Klinik geliştirme ve deneylerUygun bileşenler belirlendikten sonra süreç bu bileşenleri test etmeye geliyor. Farklı hastalar yaş ve tıbbi geçmiş gibi farklı etkenler nedeniyle tedavilere farklı tepkiler gösterir. Bu nedenle testler hastaların tedaviye kötü bir tepki verebileceği marjinal vakaları dahi kapsayacak kadar kapsamlı olmalıdır. Derin öğrenme algoritmaları konusunda öğrenim görerek araştırmacılar bu testleri de daha önce hayal bile edilemeyecek hızda gerçekleştirebilirler - aday aşıyı fiziksel olarak denek hastalara uygulamadan önce dahi testler yapılabilir. Bu algoritmalar bulaşıcı hastalıklarla savaşacak antikorları belirlemek ve örneklendirmek için de kullanılabilir - hız ve maliyette ciddi iyileşmeler de sağlayarak. Gelişmiş analitik ve veri görselleştirme ile insan vücudunun potansiyel aşıya olan tepkisi daha hızlı belirlenerek testlerin daha hızlı olması sağlanabilir ve daha düşük hata oranlarıyla daha karmaşık analizler yapılabilir.  Üretim ve QAAşı ürünlerinde otorite onaylarından sonra, aşının dünya genelinde hastane ve kliniklere dağıtılmak üzere geliştirilmesi için bir yarış başlar. Bu safhanın, aşıyı üreten üreticiler üzerinde ciddi operasyonel sonuçları olur, üretim kapasitesi, ürün kalitesi ve optimum ambalaj çözümü gibi konularda çok hızlı kararlar verilmesi gerekir. AI ve sensör temelli teknolojilerin gücünü birleştirerek üreticiler granüler (taneli) verileri geniş tedarik zincirinde verime dönüştürebilirler. Bu sayede üretim sürecindeki talep-arz uyumsuzluklarından kaçınılmış olur ve ürünlerin dağıtım sırasında bozulma riski minimize edilir. İhtiyaç anında daha hızlı tedavilerBir virüs salgını politika yapıcılarından sağlık otoritelerine, doktorlardan üreticilere kamu sağlığı yönetimindeki herkes için benzeri görülmemiş zorluklar teşkil edebilir. Politika yapıcılar ve sağlık otoriteleri enfeksiyonun testi için hızlı eyleme geçebilirken, doktorlar ve üreticiler ise daha hızlı tedavi sunma baskısı altındadır. Bir aşı geliştirilmesi sürecinde yeni verimlilikler elde etmek belirli vakaların tedavilerinde kayda değer fark yaratarak sağlık altyapıları üzerindeki baskıyı azaltabilir ve daha iyi iyileşme oranlarına katkı sağlar. AI yetkinlikleri aşı/tedavi geliştirme tarafındaki oyuncuların baskı altında daha hızlı eyleme geçebilmesine olanak sağlar. Derin öğrenme gibi teknikler ve gelişmiş veri görselleştirme gibi teknolojiler yeni virüslere uygun tedavileri araştırırken karşılaşılan karmaşıklıkların giderilmesine olanak sağlar ve mevcut araştırmaları dayanak almaları sürecini kolaylaştırır. Üretim ve dağıtım tarafında da AI kullanımıyla faydalar sağlanabilir; Üreticiler ilaçların bu kadar belirsiz koşulların olduğu bir durumda bile piyasaya hızlı bir şekilde ulaştırılmasında çok önemli bir rol oynar. İlaç üretiminde AI’nin rolü hakkında daha fazla bilgi almak için www.rockwellautomation.com    

https://www.bioexpo.com.tr/yapay-zeka-asi-gelistirmede-nasil-daha-fazla-hiz-ve-dogruluk-saglayabilir

COVID-19 SONRASI DİJİTAL SAĞLIK

COVID-19 tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık alanında tüm sektör paydaşlarının sağlığa yeni bir bakış açısı edinmelerini sağladı. Uzun zamandır yavaş yavaş adımları atılan bir çok dijital sağlık teknolojisi salgınla birlikte birden atılım gösterdi ve yapılan yatırımların meyvesi toplanmaya başlandı. Önümüzdeki dönemde sağlığın öneminin artacağı şüphesiz. Yine başka şüphe götürmeyen başka bir konuda hem devlet ve özel sektörün hem de bireylerin artık bazı sağlık hizmetlerini hastaneye gitmeden almak isteyecekleri. Bu noktada hali hazırda bekleyen bir çok tele-tıp ve yapay zeka çözümü zaten mevcut. Bu çözümlerin bir an önce pratiğe dönüşmesi ve sahada kullanımı için gerekli adımlar atılacaktır diye umuyorum.COVID-19 süreci sonrası dijital sağlığın nasıl şekilleneceğine, aslında COVID-19 sonrası diye bir kavramdan bahsetmemiz biraz zor, hep birlikte bakalım.Veri Gizliliği ve GüvenliğiHer ne kadar COVID döneminde bir çok devlet uygulaması sağlık verilerinin gizliliği konusunda endişeler yaratsa da, salgın sonrası hasta verileri ve genellikle beraberinde getirdiği sayısız güvenlik ve gizlilik endişeleri artık geçmişte kalacak. Bunun nedeni blockchain'in bu hassas verilerin güvenliğini sağlamada önemli bir araç olmasıdır. Blockchain’in dağınık yapısı sayesinde kayıtların şeffaf olarak herkesle paylaşılan bir kitap gibi hem gizli hem de doğrulanabilir olması mümkün hale gelmiştir. Özellikle Estonya'nın sağlık kayıtlarının güvenli bir şekilde saklanması için çalışan bir çok girişime destek vermesi, hem ülkemizdeki hem de dünyadaki blockchain tabanlı sağlık girişimlerinin önemini gözler önüne sermektedir.Tele-TıpŞirketler ve hatta okullar dahi evden çalışma çözümünü benimsemeye başladığı yeni dönemde uzaktan destek de sağlık hizmetlerinde giderek talep edilen bir seçenek haline geliyor. COVID-19 salgını, tele-tıp uygulamalarını yeni bir boyuta taşıdı. Sağlık profesyonellerinin sağlıklı ve hastalıksız kalması gerektiğinden, hasta-sağlık profesyoneli arasındaki teması azaltacak uzaktan çözümler önem kazanmaya başladı. Hem CDC hem de DSÖ gibi kurumlar hastaları izlemek ve hastanelere başvurularında virüsü yayma risklerini azaltmak için tele-tıp çalışmalarının yaygınlaşmasını destekliyorlar.Bu konuyla ilgili, Aile Hekimleri Akademisi ve Amerikan Tabipler Birliği (AMA) ilgili yönergeleri yayınladı. Bir çok hükümet ve hastane kendini tele-tıp uygulamalarına adapte etmek için çeşitli adımlar attı ve atmaya devam ediyor.Bu konu için tele-tıp üzerine çalışan Tyto Care girişiminin CEO'su ve kurucu ortağı Gilad “Tele-tıp, bireyler, doktorlar ve sağlık sistemleri arasındaki boşluğu kapatıyor, özellikle semptomatik hastaların evde kalmasını ve dijital iletişim kanalları aracılığıyla doktorlarla iletişim kurmasını sağlayarak virüsün kitle popülasyonlarına ve tıbbi personele yayılmasını azaltmaya yardımcı oluyor. ” olarak tele-tıbbın önemini özetliyor.Aynı zamanda COVID döneminde örneklerini gördüğümüz, Corona Check isimli Yesil Science olarak bizim de geliştirdiğimiz semptom sorgulayıcılar gelecek tıbbında daha çok yer edinmeye başlayacaktır.Dr. Yusuf Yeşil  

https://www.bioexpo.com.tr/covid-19-sonrasi-dijital-saglik

Otel Odalarında Hidrojen Peroksit Dezenfeksiyonu

                                                                                                                                                                         Nebulizatör CihazıOtel odalarından misafir çıktığında, dezenfektanlı ürünler de kullanılarak detaylı temizlik yapılır. Ancak yine de, ulaşılması zor bölgelerdeki mikroorganizmaları öldürmek mümkün olmaz. Covid-19 salgını ile birlikte, otel odalarının dezenfekte edilmesi büyük önem kazanmıştır. Hidrojen Peroksit sisiyle yapılan dezenfeksiyon, COVİD-19’un bulaşma riskine karşı güvenli koruma sağlar..Misafir odadan çıktığında odaya konan nebulizasyon cihazı, Hidrojen Peroksit solüsyonunu sis haline getirerek odanın içine yayar. Oda içinde her noktaya etkili olması için dolap kapakları, çekmece kapakları ve WC kapısı açık olması gerekir. H2O2 sisinin odadan çıkmaması için kapı ve pencerenin kapalı olması, tuvalet aspiratörünün kapalı olması ve kapı altlarının bir bantla sızdırmaz hale getirilmesi gerekir. Oda hacmine göre hesaplanan miktarda H2O2 solüsyonu 1,5 saat süresince odaya sis halinde yayılır. Bu işlem sonucunda, temizlik esnasında bile ulaşılamayacak her noktadaki mikroorganizmalar ölür. Daha sonra cihaz kapatılır ve yarım saat beklenir. Bu beklemeden sonra kapı, pencere ve aspiratör açılarak 1 saat kadar mahallin havalandırılması gerekir. 1 saat sonunda, oda içinde H2O2 kalıntısını ölçmek için ölçüm aletiyle 2 dakika aralıklarla 3 kez ölçüm alınır ve H202 kalıntısının kalmadığı anlaşılınca oda kullanıma açılır.İşlem sırasında 1,5 saat çalışma süresini tamamlayan cihazın alınarak başka odaya götürülmesi gerektiğinde veya işlem sonunda  bekleme sırasında kapı ve pencereleri açmak için odaya girildiğinde gaz maskesi ve eldiven ile girilmelidir..H2O2 Dezenfeksiyon uygulaması ile ilgili, havalandırma ve klima tekniği konusunda dünyanın en eski kuruluşu olan ve standartları yazan ASHRE (American Society of Heating, Refrigerating and Air-Conditioning Engineers)’nin açıklaması aşağıdadır.Mak. Müh. Hüseyin Şahinoğlu/ Havak A.Ş.

https://www.bioexpo.com.tr/otel-odalarinda-hidrojen-peroksit-dezenfeksiyonu

SAĞLIKLI İÇ ORTAM İÇİN VE COVID-19 ETKİSİNİN AZALTILMASINDA NEMLENDİRMENİN ETKİSİ

Sağlıklı seviyedeki nemlendirme, COVID-19 (SARS Cov-2) ve H1N1 (İnfluenza A) gibi solunum sistemimizi enfekte eden virüslerin yayılmasını azaltmaya yardımcı olabilir. Hastaneler, klinikler, bakım evleri, okullar ve ofisler başta olmak üzere, tüm binalarda optimum nem seviyelerinin uygulanması büyük fayda sağlayacaktır. Dünya Sağlık Örgütü COVID-19'un bulaşmasını azaltmak için farmasötik olmayan çözümler çağrısında bulundu; nem kontrolü çalışan personeli, hastaları, sakinleri, öğretmenleri ve öğrencileri virüsün etkisinden korumanın güvenli, verimli ve kolay bir yoludur.Bir mahal havasında bulunan çok fazla nemin de küf ve mantar oluşması gibi sorunlara neden olabileceği iyi bilinmektedir. Hassas kontrollü nemlendirmenin tüm iç mekan ortamlarına sağlayabilecek faydalarını anlamak çok önemlidir.1986'da yapılan önemli bir arşatırmaya göre, insan sağlığı risklerini en aza indirmek için en uygun koşulların normal oda sıcaklıklarında % 40-60 bağıl nem (RH) arasında meydana geldiğini göstermiştir. Bu çalışma bugün hala HVAC uzmanları tarafından referans Kabul edilmekte ve Amerikan Isıtma, Soğutma ve Klima Mühendisleri Derneği (ASHRAE) tarafından belirlenen sağlıklı binlar için standartların temelini oluşturmaktadır. Bağıl nemin % 40-60 aralığında tutulması, çevrede bulunan virüslerin, bakterilerin ve alerjenlerin etkisini azaltırken cildin kuruluğunu ve göz tahrişini de önler.Binalarda RH'nin% 40 - 60 RH aralığında kontrol edilmesi  virüslerin ve bakterilerin havadaki ve yüzeyler üzerindeki etkisini azaltmakla kalmaz, aynı zamanda vücudumuzun hastalıklara karşı bariyerlerini  de korur . Doğal antiviral savunmamız olan solunum sistemimizdeki hava yollarının kendini temizleme mekanizmasına yardımcı olur ve özellikle akciğerlerimizde uygun doku onarımı sağlar.Nem seviyesinin COVID-19 gibi virüslerin yayılmasını azaltmakta nasıl bir etkisi vardır? 3 önemli faktör vardır :* Havada kalma ve dağılmaDüşük  nem seviyesi , damlacık boyutunu küçülterek virüsün havada daha uzun kalmasına ve daha kolay yayılmasına olanak sağlar. Su kaybı (kuruma) nedeniyle düşük damlacık ağırlığı, virüsün yere düşmesine engel olur ve yüzey temizleme / hijyen kontrol yöntemleri ile temizlenmesini önler. Havada asılı kalma süresi 36 ile 72 saat kadar olabilir ve bu süre virüsün daha çok yayılması için önemli süredir. Buna ilave olarak, düşük nem ve düşük damlacık ağırlığı virüslerin bir yüzeyden tekrardan havaya karışmasına neden olabilir.* BulaşmaDüşük ortam neminin neden olduğu küçük damlacık büyüklüğü, daha az etkili biyolojik tepkinin yer aldığı akciğerlere daha derin nüfuz etmesini sağlar, Cilia’nın (Üst ve alt solunum sistemini kaplayan hücrelerin üzerinde olan tüycükler) fonksiyonunun  azalması ve mukusta azalma, düşük nem koşullarında önemli boyutlarada olur. * Virüslerin AktivitesiDüşük nem seviyeleri, aerosolün tuz içeriğine etki eder, bu da uzun süreli viral aktiviteye izin verir ancak daha yüksek RH virüslerin aktivitesini azaltır. Bunlara ek olarak, daha yüksek nem seviyeleri hastanın hücresel iyileşmesini artırır. Nemin, bağışıklık sistmemizi korumada ve COVID-19 gibi hastalıklarla mücadele etme konusunda da etkili rolü vardır.İç ortamımızı daha sağlıklı hale getirmek için bu bilgileri nasıl uygulayabiliriz? Büyük binalarda  HVAC sistemine endüstriyel bir nemlendirici eklemek, bağıl nem seviyesini önerilen aralıkta kalmasını sağlamanın en iyi yoludur, bu da hastalık yayılımını ve konfor rahatsızlığını azaltacaktır. Bu yaklaşım, sağlık tesisleri, okullar, ofisler, bakım evleri ve yaşam tesisleri de dahil olmak üzere tüm binalarda uygulanabilir.Rochester, Minnesota'daki Mayo Clinic bu uygulamayı  okul öncesi sınıflarda test etti. Araştırmacılar, sınıfların bağıl nemini% 40-60'a yükseltmenin influenza'nın sınıftaki yüzeylerde veya havada aerosoller olarak hayatta kalma kapasitesini azaltıp azaltmayacağını belirlemek istedi. İki sınıfa Endüstriyel nemlendirici koyarken diğer iki sınıfa nemlendirici koymadılar ve sınıflar arası testler yaptılar. Bu çalışma sounucunda nemlendirilmiş odalarda ;İnfluenza A içeren  hava örneklerinin yüzdesinde önemli bir düşüş görüldü.İnfluenza A içeren yüzey örneklerinin yüzdesinde düşüş gözlemlendi.İnfluenza A'ya sahip numunelerde  daha az “canlı” virüs ve daha az bulaşma görüldü.Daha az sayıda grip vakası raporlandı.Viral salgınlar, sağlık ve sıhhat için tehlike oluşturmanın yanı sıra başka şekillerde de zararlıdır. Kuru kış aylarında, genellikle solunum yolu hastalıkları nedeniyle öğrenci devamsızlıkları artar. Kronik devamsızlık veya  bir yıl içinde % 10 devamsızlık, öğrenci başarısının düşmesine neden olur. Virüsler öğrenciler arasında yayıldığında, ebeveynler ve öğretmenler de hastalanabilir ve rapor alabilirler. Çok fazla nöbetçi öğretmenlerle ders işlemek ise ders planlarını olumsuz etkileyebilir ve ekstra maliyet gerektirir. Grip aynı zamanda işverenleri ve işletmeleri etkilemektedir. ABD’de yıllık olarak 16,3 milyar dolar kazanç kaybına neden olmakta ve hastane yatışları, poliklinik ziyaretleri  yaklaşık 10,4 milyar dolarlık doğrudan maliyete neden olmaktadır.Viral solunum yolu enfeksiyonlarına ek olarak, sağlıklı nem seviyesi hastane ve klinik bakım ortamlarında Hastaneden bulaşan enfeksiyonlar, Pnömoni, Zatürre, Nosocomial, MRSA veya ilaca dirençli Staphylococcus aureus mikrobu vb . üzerinde de rolü vardır. Bu HAI virüslerinin hastanede bulunması, bakım maliyeti açısından hastaneye büyük bir yük getirmektedir. Bu hastalıklar hastanın hastanede kaldığı süre içinde bulaştıysa, tedavi maliyetinden hastane direkt olarak sorumlu tutulur. Bu nedenle, nemlendirme sisteminin yatırım ve işletme maliyetlerinin yanı sıra hastaneden bulaşma ihtimali olan enfeksiyonların getireceği gereksiz maliyetleri de göz önünde bulundurmalıyız. Bu maliyetleri düşündüğümüzde, nemlendirme sisteminin kendini amorti etme süresi daha kısa olacaktır.Bağıl nemin sağlıklı bir seviyede olmasını sağlamanın ilk adımı, özellikle COVID-19 vakaları (veya asemptomatik vakaların mevcut olabileceği alanlar) bir tesisin COVID-19'a karşı  optimizasyon yapıp yapmadığını hızlı bir şekilde belirlemek higrostat ile RH ölçümü almaktır. Çoğu sağlık tesisinde nemlendirme sistemi mevcuttur, ancak nemlendirici cihazların bakımlarının yapılmaması, kapatılmış olması veya nemlendirme seviyelerinin düşürülmüş olması yüzünden çalışmayabilir.% 45 Bağıl Nem hedefi genellikle kolayca elde edililebilir ve olumlu faydalar sağladığı kabul edilir. Daha düşük RH seviyeleri görüyorsanız, cihazın çalışıp çalışmadığını görmek için ekipmanı kontrol edin, gerekirse ayar noktasını ayarlayın / yükseltin. Örneğin, mevcut nemlendirme ekipmanı ile neler yapabileceğinizi değerlendirin. Nemlendiriciler genel olarak istenen maksimum nemlendirme için tasarlanmıştır. Orijinal tasarımınızdan bir yılda ne kadar % 45 Bağıl Nem değerine ulaştığınıza bakın ve geçmiş kayıtlardan potansiyel nemlendirme seviyelerini belirlemek için geriye dönük nemlendirme taleplerini gözden geçirin. Şekil 2, farklı RH seviyelerindeki dizaynlarda % 40 bağıl nemdeki saat yüzdesini göstermektedir.Nemlendirme sistemi olmayan veya yenilenmesi gereken binalarda, örneğin okullar, yaşam tesisleri veya ofis binaları , nemlendirme sistemi duvara hızlı bir şekilde monte edilebilir ve odalara hemen nem eklemeye başlayabilir. Daha büyük nemlendirme sistemleri bir tesisin HVAC sistemine (Şekil 3), mekanik odaya (Şekil 4) veya çatıya (Şekil 5) koyulabilir ve tüm binayı nemlendirebilir. Endüstriyel  nemlendirme sistemleri, çok düşük ve çok yüksek olmayan uygun seviyeleri korumak için ihtiyacınız olan kontrolü sağlar. Bir sistemi çalıştırmak için güç kaynağı, su ve drenaj hattı yeterlidir. Mühendisler ve yükleniciler, uygulamaya bağlı olarak sistem tasarımı, uygun kapasite ve tipteki ekipmanı belirlerlerMak. Müh. Hüseyin ŞahinoğluHAVAK A.Ş.10.06.2020

https://www.bioexpo.com.tr/saglikli-ic-ortam-icin-ve-covid-19-etkisinin-azaltilmasinda-nemlendirmenin-etkisi

SALGIN DÖNEMİNDE UÇAKLA SEYAHAT ETMEK NE KADAR GÜVENLİ?

Covid 19’un etkilediği en önemli konulardan biri de uçak ile seyahat özgürlüğümüzün kısıtlanması oldu. Hepimizin kafasında ‘’uçağa bindiğimizde kabin içinde bir Covid 19 hastası veya taşıyıcısı varsa hastalığın buluşmasından nasıl korunacağız’’ sorusu oluştu.  Diğer ulaşım araçlarına göre uçaklarda daha etkili ve güvenli bir havalandırma sistemi olduğunu öğrendiğimde bir rahatlama hissetim. Ama yine de temizoda havalandırma sistemi validasyonu ile ilgili biri olarak irdelenecek birçok  konu olduğunu da gördüm. Bu yazımda kısaca ve genel olarak  bu konuları sizlerle paylaşmak istedim. Masmavi bir gökyüzünde, rahat koltuğumuza oturmuş, pamuk tarlası görünümündeki  bulutların üzerinde, çayımızı içerken, uçuşun keyfini çıkarıyorduk. Dış ortam şartlarını hiç düşündük mü? Sıcaklık; eksi 56 derece, basınç ise insan vücudunun kolay dayanamayacağı kadar düşük bir oranda. Peki biz kendimizi nasıl bu kadar rahat hissediyoruz? Bu yüksek irtifada basınç, sıcaklık ve oksijen yoğunluğunun düşük olması canlı sağlığı açısından olumsuz bir durum oluşturur.  Bunu engellemek için uçak motorundan alınan basınçlı ve sıcak hava, iklimlendirme paketlerinden geçirilerek kabinin içine verilir ve kabinin basınçlanmasını (bu işleme 1940’larda başlanmıştır) sağlar.  Uçak kabinini sızdırmaz bir oda gibi düşünürsek, basınçlandırma yapmak  hem yüksek irtifa hem de yetersiz oksijen problemlerini çözer.  Sizlere bu yazıyı hazırlarken faydalandığım makalede Boeing 737 uçak tipinden faydalanılmıştır. Uçaklardaki iklimlendirme sistemi temel olarak soğutma, ısıtma, basınçlandırma, sıcaklık kontrol ve dağıtım ünitelerinden oluşur. Koşullandırılmış havanın dağıtımı kokpit ve kabin olmak üzere ikiye ayrılır ve her ikisi birbirinden bağımsızdır. Burada dolaşan hava ayrıca elektronik bölümü ve kargo kısımlarına da gider.  Dağıtım sisteminin bir alt kısmı da bizi çok ilgilendiren kabin içi havasının tekrar dolaşım (re-sirkülasyon) sistemidir. Nasıl temizodalarda tasarruf amaçlı tekrar dolaşım havası kullanıyorsak, bu havayı *HEPA/ULPA filtrelerden geçiriyorsak ve taze hava ile belli oranda karıştırıyorsak, uçaklarda da motordan alınan besleme  (taze) havasını azaltarak ve tekrar dolaşım havasını arttırarak yakıt tasarrufu sağlanmaktadır. Emilen hava, hava fanlarıyla HEPA/ULPA filtrelerden geçirilerek karışım manifolduna  alınır ve belli oranda taze havayla karışır. Tekrar dolaşım havasının, içerdiği canlı/cansız partiküllerden temizlenmesi yüksek etkinlikte (%99,99... oranında 0.3 -0.5  mikron boyutunda) partikül tutucu HEPA/ULPA filtreler yoluyla gerçekleşir. Bu filtreler ön kargo bölümünün arka duvarında bulunur ve tekrar dolaşım havasının girdiği ilk noktadadır.  Uçaklarda kabin içi havası ile ilgili bilgileri kısaca özetledikten sonra, kabin içindeki hava kalitesini yükselten bu filtreler ve kabin içi havasının tekrar dolaşımı hakkında mutlaka düşünülmesi gereken önemli konuları dile getirmeye çalışacağım: Doğal olarak her filtre gibi bu filtreler de dolar, tıkanır ve yenisiyle değiştirilmesi gerekir. Boeing 737’de bu değişim süresi 5000 uçuş saatidir, yaklaşık 1-1,5 yıla denk gelir. Acaba verilen bu süre birçok değişkenlik (daha sık uçuş, taşınan yolcu sayısı, ortam tozu ve kirliliği vb.) göz önüne alındığında yetersiz kalabilir mi?                                              Örneğin, temizoda kullanıcıları olarak bizler, bu filtre değişim süresini bahsettiğim değişkenliklere rağmen daha net belirleyebiliyoruz.  Bunun için sürekli filtrenin ön ve arka tarafındaki basınç farkını ölçerek, filtre üreticisinin belirttiği tıkanıklık basıncına göre kendimize bir filtre değişim basınç değeri saptıyoruz ve bu değere yaklaştığımızda filtreyi değiştiriyoruz  Not: Filtreleri değiştirirken, filtrelerin havadaki mikrobiyal kontaminasyonu tuttuğu ve değiştirme sırasında bu işlemi yapan teknik personele zarar verebileceği düşünülerek güvenli değişim (safe change) yöntemleri düşünülmelidir. Diğer bir konu ise HEPA/ULPA filtrelerin, çok hassas malzemelerden (kağıt, alüminyum) yapılması nedeniyle üretim, depolama, taşıma, montaj sırasında çok kolay hasar görebilmesi ve işlevini yitirebilmesidir. Bu açıdan kabine filtre takılmadan önce, takıldıktan sonra ve belirli bir sıklıkta sızıntı (integrity) testi yapılarak filtre bütünlüğünün uygunluğu test edilmelidir. Kabin içi hava kalitesi dendiğinde akla gelen diğer önemli konuda yolcu başına düşen oksijen miktarıdır. Günümüzde bu konuyla ilgili bir standart geliştirilmemiştir. Böylece hava yolu şirketleri de maliyeti azaltmak için bu konuyu fazla irdelemezler. Bugün uçaklarda %50’ye yakın tekrar dolaşım havası kullanılmaktadır. Enerji ve maliyet açısından tekrar dolaşım hava miktarının arttırılması bazı sağlık risklerini de ortaya çıkarmıştır.  Covid 19 salgını bu riskleri tekrar gündeme getirmiştir.  1970’lerde yolcu başına 0,42 m3/dk olan dış hava miktar, günümüzde 0,17 m3/dk’ya düşürülmüştür. ASHRAE (American Society of Heating Refrigerating and Air –conditioning Engineers) tarafından belirlenen standarta göre bu miktar 0.42 m3/dk olmalıdır. Kabin havalandırma sistemi tasarımı bir koltuk sırasına gönderilen havanın yine o koltuk sırasından alınarak kabinden atılmasını sağlayacak ve riski azaltacak şekilde yapılır. Ama  bir yolcuda enfeksiyon varsa hava yoluyla diğer yolculara bulaşabilir. Bu nedenle yolcu başına düşen taze hava miktarı ne kadar fazlaysa risk o kadar azalır.  Sonuç 1940’larda kabin basınçlandırılması ile  başlayan iklimlendirme sistemleri, günümüze kadar sürekli geliştirilmiştir. Fakat ne yazık ki yolcu ve mürettebattan hava kalitesiyle ilgili şikayet ve rahatsızlık bilgileri alındığı halde bu bilgiler düzenli bir kaynakta derlenmediği için kabin içi hava kalitesi ve sağlık riskleri arasında net bir bağlantı kurmak zordur.  Bu açıdan temizoda kullanıcıları olan bizlerin yaptığı ölçümler (basınç farkı, sıcaklık, rutubet, mikrobiyal yük, HEPA/ULPA filtre tıkanıklık ve sızdırmazlık ölçümleri vb) düzenli olarak kabin içi havası içinde yapılırsa ve bu sonuçlar bir havuzda toplanırsa, yolcu ve mürettebat için daha sağlıklı bir kabin ortamı sağlayacak şekilde öneri ve yenilikler yapılabilir ve Covid 19 gibi salgınlarda uçak yolculuğunu daha güvenilir ve tercih edilebilir hale getirebilir.Dilek SunarI.C.C.E. İstanbul Validasyon ve Eğitim Tic. Ltd. Şti. Kaynakça: Arslan, B., Karakoç, T.H., Yörü, Y., Altuntaş Ö. ‘’Uçak ve iklimlendirme sistemleri ve iç hava kalitesi üzerine etkisi’’, Mühendis ve Makina Cilt 51 Sayı 697

https://www.bioexpo.com.tr/salgin-doneminde-ucakla-seyahat-etmek-ne-kadar-guvenli

 
3WTURK CMS v6.03WTURK CMS v6.0